beni rs'den cikarmis olabilir su anda..bir günde bitirdim resmen akti gitti ama belki final haftamda olduğumdan da olabilir :'>
kitaba gelirsek,kitap 2006 yilinda yazıldığı için zindan adası veya run filmlerine benzediğini söylemek değil onlarin kitaba benzediğini söylemek doğru olur.
kitap aşiri gizli olmamakla birlikte azicik dikkatli olan herkesin anlayacaği ipuçlari veriyor aslında bize,en basitinden adam assam çayını acı bulduğu an zehir meselesini anlayabiliriz,bunun dişinda anna'nın kıyafetlerinin temizliği (aslında fırtınalardan cikagelmekten ziyade bi klinikte olduğundan),silinen veriler,faks,belediye baskani,balikçi...bazen gerçek diyologlar bazen sahteler fikrini bize veriyor.
valla ben zaten isabella çok denklem disi kaldiğindan direkt onun altından bir sey cikacağini düsündüm hatta anna isabella mı,hatta josy mi diye düsünecek kadar ileri gittim.isabella kızının büyümesini istemediği icin öyle cocuk gibi mi diye düsündüm ki bunu victor'da düsünmüs.hatta telefonda annayla konusma mevzusuna gelince acaba adam mi çift kisilikli ve kisiliklerinden biri kadın diye düsündüm bu da bi yere kadar tamam ama mantiken o telefonda isabellayla anna olarak konusmadiği bi gerçek cünkü isabella yalanci ve victor zaten eli kolu bağli zihninin içinde.twist olarak akıl hastaliği beni üzdü cünkü bugün artik çok klise,fakat bir psikoloğun diğer bir psikolog bir kisilik yaratip kendini hasta konumuna koyabilmesi,bunun da farkında olması.yer yer gerçeklerin fazlaca farkında olduğundan hayal dünyasına kaçması ve sonunda da kızı için verdirdiği söz vs anlamliydi...ama insana sayfalarca sonu nereye bağlanacağini merak ettiği unsurlar sunup onu zihinsel bir noktaya taşimasi tat kaçirici,ve üstelik coğu bölüm sonunu bu dediğim noktaları merak ettirerek kitabı okutmusken yapıyor