📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sen tapın, yalvar, yaltaklan günün efendisine!
Zeus hiç ama hiç umurumda değil benim.
Elindeyken ne isterse yapsın, assın kessin:
Uzun sürmeyecek çünkü göklerde saltanatı.
Karart göklerini Zeus,
Duman duman bulutlarla;
Diken başlarını yolan çocuk gibi de
Oyna meşelerin, dağların doruklarıyla.
Ama benim dünyama dokunamazsın,
Ne senin yapmadığın kulübeme
Ne de ateşini kıskandığın ocağıma.
Şu evrende siz tanrılardan
Daha zavallısı var mı bilmem:
Kurban vergileri
Dua üfürükleriyle beslenir
Haşmetli varlığınız zar zor.
Size umut bağlayan budalalar.
Çocuklar, dilenciler olmasa
Yok olur giderdiniz çoktan.
Ben de bir çocukken
Ne yapacağımı bilmez olunca
Çevirirdim güneşe doğru
Görmediğini gören gözlerimi;
Yakarışımı dinleyecek
Bir kulak varmış gibi yukarda;
Varmış gibi derdimle dertlenecek
Benimkine benzer bir yürek yukarda.
Azgın devlere karşı
Kim yardım etti bana?
Kim kurtardı beni ölümden.
Kim kurtardı kölelikten?
Kitapta, dini değerlerden uzak ve şeytan nefesi geçmiş tabiriyle açıklanan ‘Bilgi ağacının meyvelerini yemek gerekir’ alıntısına her ne kadar katılsam da; yarattığı saatlerin kibiriyle yükselen ama kendi zamanının tükendiğini göremeyen, bilgi ağacının meyvelerini yemenin artık çok uzağına sürüklenen, ruhu mekanik bir evrene sıkışan Zacharius Usta’nın körlüğü, insani değerlerden uzaklaşması ve çöküşü; yaratılan saatlerin bilginin aydınlatıcı yüzünden ziyade kibrin körleştirici tarafını gösteren kısa bir hikâye sunuyor.