Sibel

Sibel
@fivii
*
Saklanabileceğim, saklanıp hiçbir şey yapmak zorun­da kalmayacağım bir yer istiyordum. Bir şey olma düşüncesi beni kor­kutmakla kalmıyor, hasta ediyordu. Avukat, danışman, mühendis veya benzer bir şey olmayı düşünmek bile olanaksızdı benim için.Evlen­mek, çocuk sahibi olmak, aile kurumunun kafesine girmek. Her sabah aynı işe gidip akşam dönmek. Olanaksızdı. Aile pikniklerine katıl­mak, Noel, 4 Temmuz, İşçi Bayramı, anneler günü... Bu tür şeylere katlanmak için mi dünyaya geliyorduk? Bulaşıkçılık yapmayı, akşam­ları küçük odamda içki içip sızmayı yeğlerdim.
Sayfa 148 - Metis·Kitabı okudu
Reklam
İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabi­leceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapı­lırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi.
Sayfa 134·Kitabı okudu
Peki, Tanrı, diyelim ki varsın. Bu çıkmaza sen soktun beni. Beni sınamak istiyorsun. Bir de ben seni sınayayım, ne dersin? Senin orda olmadığını iddia ediyorum. Ailem ve çıbanlarla gerçekten zorlu bir sınava soktun beni. Ben senin sınavından geçtim sanıyorum. Ben Senden daha zorluyum. Hemen, şimdi aşağı inersen yüzüne tüküreceğim Senin, bir yüzün varsa eğer. Ve sen sıçar mısın? Rahip bu soruyu yanıtlamadı. Şüphe etmememizi söyledi bize. Neden şüphe etmemek? Benimle fazla uğraştığını düşünüyor ve bu yüzden Seni sınamam için aşağı inmeni istiyorum! Bekledim. Hiçbir şey olmadı. Tanrı'yı bekliyordum. Uzun süre bekledim, uyumuş olmalıydım. Hiçbir zaman sırtüstü uyumam. Uyandığımda sırtüstü yatıyordum ama, şaşırmıştım. Dizlerimi kırıp karnıma çektiğim bacaklarım battaniyeye bir dağ görünümü vermişti. Ve önümdeki battaniye dağına bakarken bana bakan iki göz gördüm. Koyu karanlık ve boş bakan iki göz…Bir kukuletanın altından bakıyorlardı bana, Ku-Klux-Klan'ın üyelerinden biri gibi. Bana bakıp duruyorlardı, iki karanlık ve boş göz, yapabileceğim bir şey yoktu. Ödüm bokuma karışmıştı. Tanrı bu, diye düşündüm, ama böyle olmamalıydı Tanrı'nın görünümü. Bakışı benimkinden güçlüydü. Kımıldayamıyordum. Dizlerimin üstündeki battaniyeden bana bakmayı sürdürüyordu. Uzaklaşmak istiyordum. Gitmesini istiyordum. Güçlü, karanlık ve tehditkardı. Saatlerce orda kaldı sanki, bana bakarak. Sonra birden kayboldu… Yatakta kalıp olanları düşündüm. Tanrı olabileceğine inanamıyordum. Üstelik bu kıyafetle. Çok ucuz bir numara olurdu bu. Bir yanılsamaydı tabii ki. On-on beş dakika kadar düşündükten sonra kalkıp babaannemin bana yıllar önce verdiği küçük kahverengi kutuyu almaya gittim. İn­cil'den sözlerin yazılı olduğu rulo haline getirilmiş küçük kâğıtlar var­dı o kutuda. Her rulo kendi özel
Sayfa 108·Kitabı okudu
Öldürmeye kararlı görünüyordu. Beyaz kedi yavru sayılırdı hâlâ. Tıslayıp bekliyordu. Duvara yapışmış, son derece temiz ve hari­kulade bir yaratık. Köpek yavaşça ilerledi. Çocuklar böyle bir şeye neden gerek duy­muşlardı? Yetkililer nerdeydiler? Yetişkinler nerdeydiler? Beni suçla­makla meşguldüler sürekli. Şimdi nerdeydiler? Kediyi kapıp kaçmayı düşündüm ama cesaret edemedim. Köpeğin bana saldıracağından korkuyordum. Yapmam gerekeni yapma cesare­tinden yoksun olduğumu bilmek çok kötü bir duyguydu. Midem bu­lanmaya başlamıştı. Zayıftım. Engellemek istiyor ama nasıl yapacağı­mı bilemiyordum.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Kalkıp dışarı çıktım. Eve yürümeye başladım. İstedikleri buydu demek: yalanlar. Harikulade yalanlar. Buna ihtiyaçları vardı. İnsanlar ahmaktılar. Kolay olacaktı benim için.
Sayfa 63·Kitabı okudu