Zamana Karşı Yarış, Kalbe Atılan İmza
Puan vermedi·272 syf.··
2026 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 07:42
Seksen Günde Dünya Gezisi, Jules Verne’den okuduğum ikinci kitap oldu. İlki Denizler Altında Yirmi Bin Fersah’tı ve o romanı özellikle fikir olarak çağının ötesinde bulmuştum; detaylar, tasvirler ve anlatım gerçekten çok güçlüydü. Bu kitapta o kadar derinlik olmasa da oldukça akıcı, macerası yerinde ve kendini okutmayı başaran bir hikâye var. Kısaca, bir bahis sonucu dünyanın çevresini 80 günde dolaşmaya çalışan bir adamın yolculuğunu okuyoruz. Bu yolculuk boyunca trenler, gemiler, filler gibi farklı ulaşım araçlarıyla Süveyş’ten Hindistan’a, Hong Kong’dan Amerika’ya uzanan bir rota çiziliyor ve bu hareket hâli kitabın en sürükleyici taraflarından biri oluyor. Ama bazı noktalarda aksadığını hissettim. Yola çıkış fikri güzel olsa da “bahis” hissi çok güçlü geçmiyor; daha sağlam bir zemine oturtulsa çok daha etkileyici olabilirdi. Başlangıç da biraz hızlı geldi bana; karakterleri tam tanıyamadan yolculuğun içine giriyoruz. Ama bunun sebebinin büyük ihtimalle dönemin gazete tefrikası geleneği olduğunu düşünüyorum; yani okuru hemen hikâyeye sokma isteği. Normalde bir karakteri, yolun ortasında bile olsa tanımak isterim ama burada Fogg’un bilinçli olarak mesafeli bırakıldığını hissettim. Yazar, onun gizemini korumayı tercih etmiş. Bu robotik ve matematiksel soğukkanlılığın karşısında Passepartout tam bir insani dengeleyici görevini üstleniyor. Fogg ne kadar kusursuz bir planın parçasıysa, yardımcısı o kadar hayatın içinden, hata yapmaya meyilli ve duygusal. Bu zıtlık, hikâyeyi ayakta tutan en önemli dengelerden biri. Yolculuk kısmı oldukça keyifli; özellikle Aouda’nın kurtarılması ve fil ile yapılan seyahat en sevdiğim bölümlerdi. Fogg’un soğukkanlı ve matematiksel ilerleyişi karakter olarak hoşuma gitti. Ama bazı olayların fazla tesadüfi ilerlemesi ve bazı
Seksen Günde Dünya GezisiJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202324bin okunma
Ebbing Tides
10/10
·365 syf.··
2026 4. kitabı
*Devam kitabı *İkinci şans *Fix you *Aile Maxwell'ın hayatındaki en yıkıcı trajedinin üzerinde yaklaşık on yıl geçmişti. Hayata yeniden tutunmaya, köpeği Lido'yla olabildiğince münzevi bir hayat yaşamaya çalışıyordu. Fakat geçmişinden gelen ve yıllardır hiç aklından çıkmayan Melanie yaralı yanlarını, eksikliğini en önemlisi her zaman aç olduğu sevgiyi vermek için karşısındaydı. Ona tutuabilmeli, yeniden sevebilmeliydi. Bu kitapta yarım kalmış hikâyeleri, cevapsız soruları ve yeniden kavuşmaları okuyoruz. Max'in merak ettiği babam beni neden sevmedi sorusunun cevabını aldık. Tahminim vardı ama öyle çıkmadı, bu yine de babasının bir şerefsiz olduğu gerçeğini değiştirmiyor tabi. Ağladım. O kadar ağladım ki bu seri beni mahvetti dostlarım. Sonunun mutlu bitmesine en sevdiğim kitap olarak tarihe geçecektir, mutsuz sonlara bayılırım ama bu öyle bitseydi muhtemelen ağlardım. Gerçi ne kadar mutlu bir son bilemeyiz hayatı boyunca onlarca kayıp vermiş bir adamın mutluluğu da yarım olurdu, tam olarak ona layık bir sondu. Her şeyi bir kenara bırakıp Sid'in dostluğundan bahsedebilir miyiz? Muhteşem bir adam, her koşulda Max'in yanında oldu. Max'e kardeşlerinden bile daha yakındı. Seni seviyorum transformers. Oradan sapasağlam kurtulduğunuz için mutluyum. Kitap ahlaki açıdan gri bir tarafa evrildi. Hani şu ben mağaramda mutluyum dedirten cinsten ama ben asla rahatsız olmadım. Asıl hayatlarında büyük bir yer kaplayan insanları unutsalardı üzülürdüm. Ne yazsam eksik kalıyor hâlâ, artık best kitabım çünkü ndjd Şimdilik bu kadar, yeniden görüşünceye dek kitapla kalın efenim Kelsey Kingsley
1000Kitap
Ebbing TidesKelsey Kingsley · Independently Published · 20258 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Seksen Günde Dünya Gezisi Yorum
8/10
·272 syf.··
2026 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 23:07
Kitap okuma kulübümüzde okuduğumuz güzel kitaplardan biri Seksen Günde Dünya Gezisi. Jules Verne'i küçükken okumuştum ve dili bana ağır gelmişti, bu nedenle kitaba başlamadan önce çok önyargılıydım. Kitap oldukça akıcı, karakterler, olaylar hep dinamik ve sizi kitapta tutacak nitelikte tasarlanmış. Son ana kadar Phileas Fogg suçlu mu, değil mi ikilemde kalırken, uşak Jean Passepartout'un tatlı ve bağlı tavırları son derece keyifliydi. Not düşmek gerek, film versiyonunda bu karakteri Jackie Chan oynamıştı, oysa aslında Passepartout bir Fransız. Aouda'yı kurtarmaları, Dedektif Fix'in hırsı da hikayeyi zenginleştiren öğelerdi. Ben son derece beğendim, bundan sonra Jules Verne'e şans vermeye karar verdim. #otukitapkulübü
Seksen Günde Dünya GezisiJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202324bin okunma
Bilim Kurgu Denince Akla Gelen
8/10
·264 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 14:20
Sevgili okurlar, sevgili yazarlar, sevgili Londralılar, sevgili Romalılar... Bilim kurgunun babası sayılan Jules Verne'in muhteşem bir eserini daha okumanın büyük keyfini yaşadım. Küçük bir spoiler uyarısını yaptıktan sonra devam edelim. İngiliz Beyefendisi, dakik, mükemmelliyetçi, hayatını matematik yapan ve her koşulda soğukkanlı kalmayı başarabilen Phileas Fogg; çenesi düşük, Fogg'un uşağı Fransız Jean Passepartout; hırsızlık şüphesiyle Fogg'un peşini bırakmayan Dedektif Fix ile kocasının cenaze ateşinde kocası ile beraber yakılmaktan kurtarılan genç bir Hintli kadın olan Aouda'nın bir kıtadan diğerine, bir okyanustan diğerine sürüklenen 80 günlük dünya turuna konu olan maceralarını okurken büyük keyif aldım. Kurgusu iyi sayılacak bu eğlenceli kitabı göz açıp kapatıncaya kadar bitirdim. Sonu gizemli bir sürpriz (ecnebilerin mystery dediği tarz) ile biten, sonu ile insanı koltuğa yapıştıran filmlere ve kitaplara bayılırım. Bu kitabın sonu da iyi kötü buna benzerdi. Ehhh Fogg efendi; senin matematiğin bile coğrafya nedeniyle şaşabilir. İyi okumalar diliyorum.
Seksen Günde Dünya GezisiJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202324bin okunma
SPOİLER MEVCUTTUR
6/10
·272 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 23:01
Jules Verne’in bu ölümsüz eserini bitirdiğimde hissettiğim ilk şey, kitabın bir gezi rehberinden ziyade soluk soluğa bir yarış olduğuydu. Okurken öyle bir tempoya kapıldım ki, sanki ben kitabı ne kadar hızlı bitirirsem Phileas Fogg da Londra’ya o kadar çabuk yetişecekmiş gibi hissettim. Fogg’un o meşhur soğukkanlılığı onu hedefine ulaştırmış olsa da, bu durum hikâyede bir duygu eksikliği hissetmeme neden oldu; gezinin amacına uygun, yaşayan bir ruh bulamadım içinde. Karakterler arasındaki kopukluklar da zaman zaman dikkat çekiciydi. Özellikle Paspartu’nun Müfettiş Fix hakkındaki gerçekleri bildiği halde Fogg’a bir türlü söylememesi okurken canımı sıktı. Yine de Paspartu’nun her işten anlaması ve inatçılığı, Fix’in ise her şeye rağmen sergilediği görev bilinci takdir edilmesi gereken yönlerdi. Dürüst olmak gerekirse, anlatımın zaman zaman ana konudan sapması nedeniyle kitabın her anının çok akıcı olduğunu söyleyemem. Ancak finaldeki o zaman farkı sürprizi, pozitif bilimlerin kurguyla bu kadar zekice harmanlanması tüm o yorgunluğa değdi. Doğuya giderek kazanılan o bir günlük farkın bilimsel bir temele dayanması ve hikâyeyi bu noktadan bağlaması gerçekten etkileyiciydi. Sonuç olarak; eğer yeni yerler tanımak için bu kitabı okuyacaksanız aradığınızı bulamayabilirsiniz, çünkü Fogg geçtiği ülkeleri izlemek yerine saatine bakmayı tercih ediyor. Ama zamana karşı amansız bir rekabet ve matematiksel bir zeka oyunu okumak istiyorsanız, bu klasik mutlaka listenizde olmalı.
1000Kitap
Seksen Günde Dünya GezisiJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202324bin okunma
Sessizliğin Yankısı...
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 10:38
Kitap bence konuşamamaktan çok anlaşılamamanın ağırlığını anlatıyor. Kadın karakter kelimeleri yitiriyor ama aslında sesi değil, yankısını kaybetmiş gibi. Söylese bile kimse duymayacakmış hissiyle yaşıyor. O yüzden bu kitap bana göre sessizlikle ilgili değil, sessiz kalmanın nedenleriyle ilgili. Kitap genel olarak hafifti. Olaylar çok yoğun değil, daha çok belirsiz bir atmosferde ilerliyor. Bazen rüya gibi, bazen net, bazen de sanki düşüncelerin içindeymişsin hissi veriyor. Kadının bölümlerinin kendi ağzından değil de başkasının ağzından anlatılması dikkatimi çekti, sanki kendi hikâyesini uzaktan izliyormuş gibi. Adamın bölümlerinde ise kendi sesini duyuyoruz ama o da birine değil, daha çok kendine konuşuyor. Bu farklı anlatım biçimi bence kitabın merkezinde: konuşmak ve anlaşılmak arasında kalmış iki insan. Yunanca’nın seçilmesi bana çok sembolik geldi. Artık gündemde olmayan, neredeyse unutulmuş bir dil üzerinden iletişim kurmaları bence “konuşulmayanı anlamaya çalışmak” anlamına geliyor. Sanki ikisi de anlamı yeniden canlandırmaya çalışıyor. Bu dil sadece iletişim için değil, anlamı yeniden inşa etmek için var. Kadın ve öğretmen arasındaki ilişki bana aşk gibi gelmedi. Daha çok tamamlanmamışlık hissi verdi. İkisi de bir şekilde eksik, ama kadın sanki onun eksikliğini tamamlayabileceğini hissediyor. Bu bana “I can fix you” havasını verdi. yani birini onarmak değil, onun kırıklığını fark edip “belki ben düzeltebilirim” düşüncesiyle yanında durmak gibi. Sessiz iletişimde güven temaslarla kuruluyor; o küçük hareketler, bakışlar, nefes aralıkları kelimelerden daha güçlüydü. Travma kısmı çok açık değildi. Han Kang bunu bilerek yapıyor gibi hissettim. Kadının geçmişinde bastırılmış bir acı, bir kayıp ya da suçluluk duygusu var. Bazı yorumlarda annesinin ölümü ve
1000Kitap
Yunanca DersleriHan Kang · April Yayıncılık · 20251,092 okunma