CSU

10/10
·266 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2018 00:00
Bir süredir kendi kendime başladığım ve tamamen kendime yönelik devam ettiğim Murathan Mungan okumaları sırasında, okuduğum her kitabından sonra kendime sorduğum “Bu kitap hakkında bir inceleme yazsam ne yazardım” sorusunu erteleyerek bir sonraki kitabına geçtikten sonra, yeni başlayan “Murathan Mungan okuyalım” etkinliğini kendime biraz gerekçe yaparak bir inceleme yazmaya çalışmanın artık zamanı geldiğini düşündüm. Biraz cesaretsizlikti benimkisi; kelimelerinin seçiminde, cümlelerin kurulumunda, bağlamların oluşturulmasında, kurgu ve mekan ve zamanın birbirine giren ilişkilendirilmesinde, bütün bunların arasında bir de karakterlerin – benim gözümde – büyük bir özenle yerleştirildiği kitapları ve bu kitapların yazarını değerlendirmek cesaret isteyen bir iştir. Öncelikle, burada dile getireceğim düşünceler benim kitapla kurduğum kişisel ilişkiden ve deneyimlemelerden oluşturduğum izlenimlerdir. Bir başka değerlendirme bambaşka olabilir. Başka kitaplarını okurken edindiğim izlenime göre, kendi dilinin ilk oluşumu sırasında Murathan Mungan da Wittgenstein’a bakmadan edememiş ki eğer meseleniz dil ise Wittgenstein’a muhakkak uğramanız gerekir zaten. Dili yine dil ile, yani kendisi ile, anlatmanın paradoksunun farkına ilk varanlardan biri olan Wittgenstein’i dinlersek, Murathan Mungan’ın özenli dilini yine aynı dille anlatmaya kalkmak kendi içinde dönüp duran ve hep aynı yerlerden geçmekten kurtulamayan bir sarmala dönüşecektir. Bu konuda tek bir cümleden fazla etmemeye çalışarak diyebilirim ki dildeki özen kurgunun da (ve temsil ettiği gerçekliğin de) bağlamlarını öyle açık ediyor ki, siz ifade edilenlere katılmasanız da, farklı da düşünseniz; nerede farklılaştığınızı, nerede karşı çıktığınızı ve neye itirazınız olduğunu olabildiğince açık bir şekilde görebiliyorsunuz
Edebiyat
Cenk HikayeleriMurathan Mungan · Metis Yayınları · 2020919 okunma