Leone Caetani kitabında şöyle aktarmaktadır:
İnsanlar mefkûreleri (düşünceleri) ne kadar yüksek ise ve yapmaya azmetikleri şeylerde ne kadar muvaffak (başarılı) olurlarsa o kadar büyük olurlar. Muhammed de büyük bir adam olmuştur. Çünkü dini ve içtimai ıstılah ve teceddüdat (yenilikler) hususundaki gayesinde, tamamıyla ihraz-ı muvaffakiyet (başarı) kazandı. Kat'i bir anarşi bulmuştu. Herkes, herkese karşı harp ediyor, her türlü hayat-ı medeniyyeye (medeni hayata) ve terakkiye (ilerlemeye) imkân kalmıyordu. Muhammed, yeni bir medeniyetin temellerini kurarak müttehit (birlik içinde) ve kavi (kuvvetli) bir devlet vücuda getirdi. Müstakbel bir vazife-i ictimai (toplumsal görev) hâlinde, gayrişahsi bir devlet mefhumu, Arabistanda tamamıyla meçhul (bilinmeyen) bir şeydi. Arap lisanında bunu ifade için bir tabir bile yoktu."
Emile Dermenghem (Strabon'dan nakille): "Her bir Arap tüccar, zaman zaman elindeki malları bir başkasına kaptırabilmektedir."
Çünkü coğrafyada, yol güvenliğini sağlayacak hâkim bir otorite olmadığı gibi, birbiri ile sürekli savaş hâlindeki kabilelerden birinin güzergâhından geçmeksizin yolu tamamlayabilmek neredeyse imkânsızdur.
Armstrong:"Büyük güçlerin hiçbiri Arabistan ile ilgilenmiyordu. Ne Pers ne de Bizans imparatorluklar, bu bölgeyi işgal etmeyi düşünmüyordu ve hiç kimse buranın bir süre sonra önemli bir dünya gücü hâline gelecek yeni bir dinin beşiği olacağını tahmin etmiyordu."
Artık Mekke'de herkes, o saygı duyulan Hz. Muhammed'e ( s.a.v.) "Yalancı!" diyordu. Aleyhinde büyük bir nümayiş yapılıyordu. Ayetlerde O'nun sürekli teskin edilmesi bundandı. Hangi temiz fıtrat, yalancı ithamına dayanabilir ki?..