Antik Yunan yazarları, gerek Platon gerekse Aristo, ortaya koydukları șeylerin yeni olmadığını, Mısır'dan ve diğer medeniyetlerden alıntı olduğunu sarahaten ifade etmelerine rağmen,"Yunan mucizesi" oryantalizmin ortaya çıktığı yüzyıllarda oldukça revaçtaydı. Aynı dönemde, Avrupada ırkçı temayüllerin gücünden ve Yunan'ın Avrupa'yı ifade ettiğinden bahsetmek zor değildir.
18.yüzyıla kadar cadı avı yapan ve yargılamalarda Tanrı'nın iradesini belli fiiller yaparak bilebileceklerine inanan Avrupa, İslami fıkıh usulü metinlerini, oryantalizmin geliştiği 19-20. yüizylda nasıl anlayabilirdi?
Daha dün, suya attıkları bir kadının suya batması ve batmaması ile cadı olup olmadığına karar verirken bugün, bir metin üzerinden hukuk tartışmayı, metnin içindeki ibareleri tasnif ederek ibarelerin bir anlama delalet güçlerini sınıflamayı, bu tasnife dayalı bir usul olușturup sonra neredeyse tamamen soyut zeminde bunları tartışarak metafizik olgulara sığınmadan rasyonel bir fıkıh geliştirmeyi ele alan metinleri nasıl anlayabilirler? Doğal olarak anlayamadılar.
Bodley: "Hz. Ömer, halife olup da Kudüs'ü zapt ettiği zaman, Hristiyanlara ve onların kiliselerine katiyen el sürülmemesi için kati emirler verdi. 8. asırda Müslümanlar İspanya'yı işgal ettikleri zaman, Hristiyanlıkla alakalı teması olan her şehri fethettiler. Bu 15 asır zarfında Avrupa'daki Arap hâkimiyetinin tasfiyesine kadar devam etti. Hristiyanlar yeniden hâkim oldukları zaman, bu devam etmedi. Müslüman müsamahalarının yerini, mukaddes engizisyonun(!) mecburi din değiştirmeleri aldı."