Nereye sürüklüyorlar bizi, diye bağırdı kısık bir sesle, niye buna zorluyorlar? Niye beni yaşamaya zorladıkları hayatı yaşadım diye cezalandırmaya çalışıyorlar?
Zaten hiçbir zaman kelimelerin anlamını doğru dürüst bilemedim. Her zaman kelimelerin, cümlelerin, insanın üstüne
bir mızrak gibi saldıran düşüncelerin bunaltıcı baskısını
duydum. En iyisi kendinle konuşacaksın, kendine yorumlayacaksın okuduklarını.
Doğduğu kasabadan ayrı yaşamak da ona acı veriyordu. Ne kadar yanlış bir yola sapmıştı. Neden hayatını değiştirip başaramıyacağı kadar ağır bir işe girmişti? Neden Heinemann'a kanmıştı?
Benim bütün işim oyundu, bunu biliyorsun Turgut. Hayatım, ciddiye alınmasını istedigim bir oyundu. Sen evlendin ve oyunu bozdun. Bütün hayatımca nasıl oynayabilirdim? Sen de dayanabildin mi? Sen de ürkütücü bir gerçekle bozdun bu oyunu. Herkesin belirli bir işle uğraştığı bu kocaman dünyada yalnız başına oradan oraya sürüklendin canım kardeşim benim.