Kitabı, kitabın içinde geçen bir cümleyle anlatmanın mümkün olduğunu düşünüyorum. ''Yazdıklarım tamamen sizinle ilgiliydi, bütün yaptığım, her şeye karşın, başımı göğsünüze yaslayıp yakınmadığım şeylerden yakınmaktı.'' diyor Franz Kafka. Yani bu kitap, onun babasına karşı yakınamadığı şeyleri yakınması için yardımcı bir araç konumunda denilebilir.
Babası fiziksel şiddet uygulamayan biri olmasına karşın, babasının uyguladığı psikolojik şiddetin F. Kafka'yı bu mektubu oluşturmaya ittiğini söylemek mümkün. Hatta kitapta bir cümlede diyor ki: ''Şu da var ki, bana gerçekten bir kere vurmadın. Ama bağırışların, yüzünün öfkeden kızarışı, pantolon askılarını telaşla çıkarışın ve tekrar kullanmak üzere sandalyenin arkasına asışın benim için daha kötüydü. Sanki bir insanın asılışını izlemek gibiydi...''
Yani bazen babanızın ettiği bazı laflar, verdiği bazı tepkiler yüzünüze tokat gibi öyle bir çarpar, öyle ağır gelir ki bunları duymak yerine onun size gerçekten bir tokat vurmasının daha az acı verici olacağını düşünürsünüz.
Bir başka cümlede ''Kendime güvenim bir anlığına güçleniyordu, daha fazla değil, diğer yandan sizin ağırlığınız beni her zaman daha güçlü bir şekilde aşağı sürüklüyordu.'' diyor.
Bir babanın evladını motive edip evladına güven vermesi gerekirken tam tersine onun özgüvenini düşürmesi ne kötü bir şey. Ve çoğunlukla diyebilir miyim bilmiyorum ama maalesef ki böyle olan ebeveynler mevcut. Çocuğuna kendisini yetersiz hissettirip sonra da onu özgüvensiz olmasıyla suçlamak ne kadar da saçma.
İncelememi yazdıkça fark ediyorum ki kitabı genel olarak incelemekten ziyade kitabın içindeki cümleleri irdeleyip durumlar hakkındaki düşüncelerimi söylüyorum. Aslında bunu sağlayan şey de kitabın kendisi. Kitabı okurken ister istemez bazı babaların tutumlarına karşı