Agatha Christie'nin kitaplarından biri olan Porsuk Ağacı Cinayeti, Rex Fortescue'nun ölümünü konu alıyor. Rex Fortescue zengin bir iş insanı. Bir anda taksin maddesiyle zehirleniyor ve ölüyor. Cebinde ise bir avuç çavdar bulunuyor. Bunun üzerine Müfettiş Neele olayı soruşturuyor. Olay cidden karmaşık bir hale geliyor. Aile, mutsuz bir aile. Çoğu kişi Rex Fortescue'yu sevmiyor. Kitabı okurken sürekli birilerinden şüpheleniyorsunuz. Bu da kitabı sürükleyici kılıyor. Neyse işte daha sonrasında işler karmaşık hale geliyor demiştim. Bunun üzerine ünlü teyzemiz Jane Marple olaya dahil oluyor ve cinayeti çözüyor. Cinayeti işleyen kişi beklediğim kişi değildi benim. Agatha her zamanki gibi ters köşe yaptı. Kesinlikle tavsiye ediyorum bu kitabı.
Agatha Christie'nin okuduğum ikinci romanı olan bu kitabı herkese şiddetle öneriyorum. Kitabın sonunda yok artık dedim. Böylesine mükemmel kurgu nadir var. Kitabımız, U.N Owen adlı kişinin sicili kötü insanları adaya davet etmesiyle başlıyor. Adaya bağlantı sağlayan tekne ise gidince adada 10 kişi mahsur kalıyor. Akşam yemeğinde ise plaktan çalınan bir sesle birlikte herkes şok oluyor ve serüven başlıyor. Herkes birbiriyle sırlarını paylaşıyor ve daha sonrasında adadan teker teker kişiler eksiliyor. On Küçük Zenci tekerlemesine göre kurgulanmış mükemmel bir cinayet... Sonunda ise U.N Owen'in kim olduğunu öğrenince şok olacaksınız. İyi okumalar
On küçük zenci yemeğe gitti.
Birisi boğuldu, kaldı dokuz.
Dokuz küçük zenci pek geç yattı.
Birisi uyanmayı unuttu, kaldı sekiz.
Sekiz küçük zenci adada gezmeye çıktı.
Birisi dışarıda kalmayı istedi, kaldı yedi.
Yedi küçük zenci bir küçük baltayla odun kesti.
Birisi iki parça oldu, kaldı altı.
Altı küçük zenci kovana dokundu.
Birisini arı soktu, kaldı beş.
Beş küçük zenci kanunu tetkik etti.
Birisi avukat oldu, kaldı dört.
Dört küçük zenci denize girdi.
Birisini balık yuttu, kaldı üç.
Üç küçük zenci hayvanat bahçesini dolaştı.
Birisini ayı boğdu, kaldı iki.
İki küçük zenci güneşte oturdu.
Birisini güneş çarptı, kaldı bir.
Bir küçük zenci tek başına kaldı.
Gidip kendisini astı, tamam!