Bu oteller insanı avutmuyor. Hem de hiç. O kancalara kim bilir kaç kişi şapkasını asmıştır. Hatta düşünürsen sinekler bile başka insanların burunlarına da konmuştur. Yüzüne çarpan temizliğe gelince, temizlik değildi bu, çıplaklıktı, soğukluktu; olması GEREKEN bir şeydi. Sanki sevimsiz bir kadın yönetici gün ağarırken ortalığı kolaçan etmiş, sağı solu koklamış, bakmış, bir sonraki konuk tertemiz bir tabakta sunulacak bir et parçasıymış gibi, soğuktan burunları morarmış hizmetçilerine sıkıca temizlik yaptırmıştı.