Ömrüm, diyecek içinden, ömrüm. Ama bundan ilerisini düşünemeyecek ve bu sözcüğü zikir gibi, lanet gibi, telkin gibi tekrarlarken, büyük acılarda yolu düştüğü, hiç uzakta olmadığını bildiği fakat sonrasında hiç hatırlayamadığı dünyaya dalacak: Ömrüm.
Birtakım şeyler kırılır, bazen kırılanlar onarılır, fakat çoğu durumda fark edersin ki kırılan ne olursa olsun hayat o kaybı telafi etmek için yeniden şekillenir, bazen de muhteşem olur bu şekilleniş.
Son üç yılını dibi balçık bir su birikintisinde kıyıdan kıyıya vurarak, suyun üstünü örten ağaçlar yüzünden içinde bulunduğu göletin bir nehre mi açıldığını yoksa dört yanının çevrili olup yıllarını, belki bütün ömrünü bunun içinde, hiç olmamış ve olmayacak bir çıkışı arayarak mı geçireceğini kestiremeden yaşamıştı.