Eda Alpaydın

Eda Alpaydın

, bir kitap okudu
Puan vermedi·143 syf.·
46 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 19:15
·
2026 11. kitabı
Arthur Schopenhauer
8.3/10 · 3.830 okunma
Reklam
Hayat: Istırap ve Sefalet
Pardon's the word to all!29 Her insan budalalığını, zafiyetini ve kusurunu şunu aklımızdan çıkarmayarak hoşgörüyle değerlendirmeliyiz: Önümüzde bulduğumuz kendi budalalıklarımızdan, zaaflarımızdan ve kusurlarımızdan başkası değildir; çünkü bunlar bizim de mensup olduğumuz insanlığın zaaflarıdır. Dolayısıyla biz kendimizde insanlığın bütün kusurlarını ve zaaflarını taşıyoruz ve bundan ötürü eğer şimdi kızıp öfkeleniyorsak bunun tek sebebi bu belirli anda bunların bizde görünmemesidir. Dolayısıyla şimdi onlar su yüzünde değildir, içimizde derinlerde uyuklamaktadırlar, ama ilk fırsatta başlarını kaldııp kendilerini göstereceklerdir, nasıl ki biz şimdi onları başkalarında görüyorsak... Her ne kadar bir zaaf ya da kusur birinde, bir diğeri başkasında belirgin ise ve bütün bu kötü niteliklerin toplamı hiç kuşkusuz bir insanda bir diğerinden çok daha büyükse de. Çünkü kişilerdeki farklılık sayılamayacak kadar büyüktür. 29 (Yaklaşık olarak: "Herkesi affet!" W. Shakespeare, Cymbeline, Perde V, Sahne 5.)
Sayfa 40·Kitabı okudu
Alıntı
Hayat: Istırap ve Sefalet
İkinci olarak onun konumunu da göz önünde bulundurmalıyız ve aklımızdan çıkarmamalıyız ki hayat esas itibarıyla bir yokluk, sıkıntı, zaruret ve çoğu kez sefalet durumudur, herkes hayatı için savaşmalı ve mücadele etmelidir ve bundan dolayı herkes her zaman hoş bir çehre takınamaz.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Alıntı
Hayat: Istırap ve Sefalet
Zaman zaman birçok kusur karşısında dilenen özür yani, "insan için bunun tabii olduğu" hiçbir surette uygun bir ifade değildir, uygun karşılık şu olmalıdır: "Tam da kötü olduğu için bu doğaldır; ve tam da doğal olduğu için kötüdür." Bunu dosdoğru anlamak için ilk günah öğretisinin anlamına nüfuz etmemiz gerekir. Bir insanı yargılarken onun temelinin hiç olmaması gereken bir şey, ilk günah olarak anlaşılmış ve bu yüzden ölüme yazgılanmış, günahkar, ters, bozuk ve saçma bir şey olduğu fikrini ya da bakış açısını her zaman göz önünde bulundurmalıyız. Bu esaslı biçimde kötü tabiat gerçekte hiç kimsenin alıcı gözüyle bakılmaya, yakından incelenmeye dayanamamasıyla doğrulanır. Böyle bir varlıktan ne bekleyebiliriz? Dolayısıyla eğer bu gerçekten yola çıkarsak onu daha hoşgörülü biçimde yargılarız; içinde uyur vaziyette bekleşen kötülük tohumları canlanıp başını kaldırdığında şaşırmayız ve bu ister onun aklının ister başka bir şeyin sonucu olsun, her şeye rağmen onda tesadüf edilmiş olan bir iyi noktayı daha doğru değerlendiririz.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Hayat: Istırap ve Sefalet
Doğrusu dünyanın ve dolayısıyla insanın da gerçekte hiç olmaması gereken bir şey olduğu kanaati bizi birbirimize karşı tahammüle sevk etmeyi amaçlar; çünkü böylesine berbat ve zor bir durumda bulunan varlıklardan ne bekleyebiliriz ki? Aslında bu noktadan bakıldığında derhal nazarımıza çarpar ki gerçekte bir kimseyle diğeri arasında uygun hitap tarzı Sir, Monsieur ve benzeri yerine Leidensgefährte, socii malorum, compagnon de misères, my fellow-sufferer28 olmalıdır. Belki bu tuhaf görünebilir, ama gerçeklerle uyumludur, karşımızdaki insanı en doğru ışığa yerleştirir ve bize bu en zaruri şeyi, tahammülü, sabrı, hoşgörüyü ve komşumuzu sevmeyi hatırlatır, ki bu herkesin ihtiyaç duyduğu ve bu yüzden her birimizin bir diğerine borçlu olduğu bir şeydir. 28 (Almanca, Latince, Fransızca, İngilizce: Istırapdaş(ım).)
Sayfa 38·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam