Çiçek

"Çevrenizdekilerin ahlakını şöyle bir gözden geçirin: Aralarındaki en iyilerine bile katlanmak ne kadar güç, insanın kendi kendine katlanmasının zorluğundan bahsetmiyorum bile. Bunca karanlığın, pisliğin ortasında, maddenin, zamanın, hareketin ve hareket eden her şeyin sürekli akışı arasında saygıya ya da arzu edilmeye değer hiçbir şey göremiyorum."
Sayfa 57
Reklam
"Sabahları uyanınca güne başlamak için isteksiz olduğunu hissedersen hemen şu düşünceyi aklına getir: 'Doğmamın ve dünyaya getirilmemin bir amacı var. Doğru işi yapmak için kalkıyorum. Öyleyse şu an neden yakınıyorum? Yorgana sarılıp bütün gün sıcacık yatmak için mi yaratıldım sadece?' Belki, 'Böyle yapmak çok daha hoş bir şey olurdu.' diyebilirsin. Öyleyse haz, varlığının eyleme geçmek yerine gücünü kullanmaması mıdır? Küçücük bitkileri, serçeleri, karıncaları, örümcekleri, arıları görmüyor musun? Nasıl da üzerlerine düşen görevi yerine getirip evrenin düzeni için çalışıyorlar? Sense bu düzen için kendi adına yapman gerekeni görmezden gelip ret mi edeceksin? Kendi doğana uygun olanın peşine düşmeyecek misin? 'Dinlenmeliyim.' diyebilirsin. Kesinlikle öyle ancak doğa bunun için sadece belirli bir süre verir, tıpkı yemek yiyip bir şeyler içmen için verdiği süre gibi. Dinlenirken bu süreyi aşıp gerekenin ötesine geçiyorsun ve sıra eyleme geldiğinde yeterli vaktin kalmıyor, gücünü israf ediyorsun. Bence sen kendini sevmiyorsun, eğer sevseydin doğanın gerektirdiği gibi amaçlarına uygun yaşardın. Yaptığı işi seven insanlar, kendilerini işe öylesine kaptırırlar ki nerdeyse yemek yemeyi ve yıkanmayı unuturlar oysa sen kendi doğanı, bir oymacının oymacılık sanatından, bir dansçının ettiği danstan, bir cimrinin altınından, kibirli bir adamın boş şöhretinden daha az önemsiyorsun. Bu insanlar, arzu onları esir aldığında kendilerini öylesine kaptırırlar ki yemek yemeyi ve uyumayı bile unuturlar; buna rağmen ortak faydayı gözeten eylemler sana daha az değerli ve daha az çabaya layık gibi mi gözüküyor?"
Sayfa 52
"Kaç tane doktorun hastalarının başında kaşlarını çatıp sonra kendilerinin de ölüp gittiğini düşün. Kaç tane astroloğun başkalarının ölümlerini sanki büyük marifetmiş gibi önceden tahmin ettikten sonra, kaç filozofun ölüm ve ölümsüzlük üzerine yazdığı onca yazıdan sonra, kaç askerin binlerce insanı katlettikten sonra, kaç hükümdarın sanki ölümsüzmüşçesine gücünü acımasızlıkla yaşam ve ölüm üzerine kullanıp kendilerinin de yok olduğuna bir bak. Kaç tane şehir, eğer bu sözcüğü kullanmak uygun olursa ölüp gitti: Helice, Pompeii, Herculaneum ve diğer öncekiler. Birbiri ardına gelen, bildiğin tüm cenazeleri düşün; dostunun cenazesini gömen biri öldü, daha sonra o da üçüncü bir kişi tarafından gömüldü. Tüm bunlar çok kısa bir zaman diliminde yaşandı. Özetle, insanlara özgü şeylere bak; ne kadar da kısa ömürlü ve değersizler; dün bir mukus, yarın bir leş veya bir avuç kül. Öyleyse geçip giden zamanından geriye kalan şimdiki zamanında, doğayla dünyadan mutlu ayrıl. Tıpkı olgunlaşınca dalından geldiği toprağı kutsayan ve onu taşıyan ağaca minnet duyan bir zeytin tanesi gibi."
Sayfa 49
"Güzel söz söylemeyi bilenleri, hukuk öğrenenleri, yasaları ve töreleri bilen özel yetenek sahibi insanları herhangi bir kıskançlık duymadan takdir etmeyi bilecek kadar ve herkesin onlara saygı duymasını isteyecek kadar liyakat sahibiydi."
Sayfa 16
Yaklaşık 13,5 milyar yıl önce, Big Bang olarak adlandırdığımız bir şeyle madde, enerji, zaman ve uzay ortaya çıktı. Evrenimizin bu temel özelliklerinin hikayesine fizik diyoruz. Bunların ortaya çıkışından yaklaşık 300.000 yıl sonra madde ve enerji, atom adını verdiğimiz daha karmaşık yapılar ortaya çıkardılar, bunlar da zamanla birleşerek molekülleri oluşturdu. Atomların, moleküllerin ve aralarındaki etkileşimin hikayesine kimya diyoruz. Yaklaşık 3,8 milyar yıl önce, Dünya adı verilen gezegende, bazı moleküller organizma adını verdiğimiz daha da karmaşık yapılar oluşturdular. Bunu takip eden insan kültürlerinin gelişimine tarih diyoruz. Tarihin akışını üç önemli devrim şekillendirdi: Yaklaşık 70.000 yıl önce başlayan "Bilişsel Devrim", 12.000 yıl önce bunu hızlandıran "Tarım Devrimi" ve tarihi sona erdirir bambaşka bir şeyi başlatabilecek yalnızca 5.000 yıl önce başlayan "Bilimsel Devrim". Bu kitap, bu üç devrimin insanları ve diğer organizmaları nasıl etkilediğinin hikayesini anlatıyor.
Reklam