Ancak, doğrular eskimez, ister bir çölde vaaz edilsin ister bir şiirde dile getirilsin isterse bir gazetede yayınlansın...
Sondan bir alıntıyla başladım yazmaya. Sonlar daha mı güzeldir? Baştan belli midir sonlar?
Ne ise.. Ezgikitap evinin önünden geçiyordum, üç beş kitabını almıştım, şimdi buna takıldı gözüm ve evet her kitabın bir zamanı olduğuna inanıyorum. Hess’in ilkin Ağaçlar’ını okumuştum mesela bir dağ evinde kalmaya karar vermeden bir gün önce karşıma çıkmış ve bir oturuşta bitirmiş sonra da ağaçları bizzat görerek elimden bırakamamıştım.. Genel olarak yazarın kullandığı temalara aşina olmak onun düşüncelerini okumaktan daha çok keyif almanızı sağlayabilir.. Yazarın diğer kitaplarındaki karakterlerine yapılan göndermelerinin anlaşılması için bu kitabının son sıralara konulması sanırım daha iyi olur.
𝐵𝑎𝑧𝚤 𝑠̧𝑒𝑦𝑙𝑒𝑟 kelimelere düşmez.. ama genel olarak yazarın bahsettiğinden bahsedecek olursak neden olmasın.
23 öykü, düşünce ve şiirden oluşan kitap son bölüme kadar amaçsız bir şeyler yazılmış gibiydi.. Maalesef yarım bırakamadım, bu bir aburcubur kitabı diyebilirim.
“Yaşamı sevmek, insanı acılar içinde yaşatsa da (ilerisi için) bunu yapmak, her güneş ışığına şükranla kucak açarak ve acı çekerken bile gülümsemeye tümüyle sırt çevirmemekle bulabiliriz” cümlesi ile aslında, dönüşeceğiniz insan için hayatta kalın, dayanın’ diyor.
“Yaşama anlam kazandıracak tek şey varsa, o da sevgidir.” diyor en son, elbette :)
Bir de İncil ve Tevrat’ta geçen bir cümleyi ekliyor; -Hemcinsini kendin gibi sev.-
Daha mı az seviyor o zaman o bencildir, açgözlüdür, kapitalisttir, para ve güç toplayabilir ama gönlünde sevince pek yer yoktur.’ cümlesinden sonra “Kendisi için arzu edip istediğini mümin kardeşi için de istemedikçe gerçek anlamda iman etmiş olmaz” cümlesi cümleden âlâ.