📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kapital sistemin ve feminizmin ağına düşürdüğü “modern” annelerden biri, yaşadığı yoğun tempolu hayatı şöyle anlatıyor:
“Sabah saat altıda kalkıyor, bir önceki gece geç saatlere kadar evin işleri ile meşgul olduğum ve geç yattığım için uykumu alamamış bir şekilde uyanıyorum. Kahvaltıyı hazırlıyor ve çocukları uyandırıyorum. Kahvaltının ardından çocukları giydiriyorum ve onları kreşlerine bıraktıktan sonra ofise gidiyorum. Ofiste görüşmelerden ve toplantılardan vakit bulabilirsem birkaç atıştırmalık ile öğle yemeğimi yiyorum. Mesai bitiminde kreşe gidip çocukları alıyor ve eve dönüyorum. Akşam yemeğini hazırlıyor ve çocuklara yediriyorum. Sonrasında bulaşıklara geçiyorum. Çamaşırları yıkıyor, dikişlerini yapıyor ve ütülüyorum. Evi temizliyorum ve ertesi gün tekrar aynı işleri yapmak için yatıyorum. Özel hayat diye bir şeyim kalmadı. Beş senedir tatile gidemiyorum. Tek isteğim biraz olsun dinlenmek."
Bu cümlelerde hanımefendinin anlatmış olduğu zorluklar, eksiğiyle fazlasıyla çalışan kadınlarımızın hayatlarında var olan ve inkâr edilemeyecek gerçeklerdendir.
Günümüzde modernizm bataklığında boğulan, feminizmin zokasını yutmuş kimseler, “anne'yi, “çalışmayan kişi” olarak nitelemiş olsalar da; kadın, önce anne, ardından eş olmakla birlikte aşçı, diyetisyen, pedagog, terzi, dekoratör mesleklerini bünyesinde toplayan bir “iç mimar’dır. Bütün bu mesleklerin yanında, evinin dışında başka bir işte çalışan kadın, evi ve işi arasında sıkışıp kalacak ve zaten ağır olan yüküne yük eklemiş olacaktır.
Asıl olduklarını iddia eden ancak aslında azınlık olan medenîlere(!) şu soruyu yöneltmek gerekir: “Neden bir miktar daha fazla para kazanmayı değil de ailesini tercih eden, çocuklarının eğitimi ve bakımı konusunda son derece gayretkeş davranan, eşine fiziksel ve zihinsel açıdan yardımcı olan kadın güçlü kadın' olmuyor da; erkeğe meydan okurcasına iş hayatında yer alan ve her şeyi ile erkekleşmiş kadınlar güçlü sayılıyor? Elit kesimin(!) veya medyanın “güçlü kadın” olarak bizlere sunmuş olduğu kadın profili, İslâm'ın tarif ettiği bir kadın profili değildir
Kadının; mini etek gibi açık saçık kıyafetler giymek suretiyle vücudunu yabancı erkeklere teşhir eden, boya küpüne girmiş gibi yüzünü boyayan, yabancı erkeklere hizmet eden, milletin çocuğuna yemek ve meşrubat taşıyan, hatta idrarını yaptığı koltuğu temizleyen bir hostes olması feministler için gözde bir meslek iken, kendi ailesinin hizmetinde olmasını, evladının bakımını ve eğitimini üstlenip onu toplum için iyi bir birey olarak yetiştirme noktasındaki gayretini, ikinci sınıf insan muamelesini hak eden ve kadına hakaret mahiyetinde bir hareket şeklinde yorumlamaktadırlar.