Yazar, bir arkadaşının “kızımı nasıl feminist yetiştirebilirim” sorusu üzerine arkadaşı için bir mektup yazıyor. Bu mektupta 15 maddede; akıcı, öğretici ve örneklerle kızına nasıl yaklaşması gerektiğini dile getiriyor. Ayrıca bizim kültürümüzdeki kadın-erkek eşitsizliğinin aynısını Nijerya halkının yaşıyor olması ve Nijerya halkındaki zihniyete sahip oluşumuz şaşırtıcı. Yazar da kadınların uğradığı haksızlıklara karşı bir hayli öfkeli.. Kitabı okurken ben de epey bir öfkeye kapıldım. Çünkü yaşadığımız eşitsizlikler aynıydı. Bana göre kitabın en çarpıcı kısmı ise maddeler bittikten sonra feminizm nedir, nasıldır ve nasıl olmalıdır yorumuydu. Ve şu şekilde bir cümlesini paylaşmak istiyorum.
“Toplumsal cinsiyet hakkında konuşmak kolay değil. Bu konu insanları huzursuz ediyor, bazen canlarını sıkıyor. Hem kadınlar hem erkekler toplumsal cinsiyet konusunda konuşmaya direnç gösteriyorlar, veya toplumsal cinsiyet sorunlarını yok sayıyorlar. Çünkü düzeni değiştirmek her zaman rahatsız ediyor insanları.”
Eğer feministseniz erkek düşmanı olarak ilan ediliyorsunuz. Oysa kadınlar sadece toplumsal eşitliği talep ediyor.
Ve kitapta geçen şu cümle beni on yerimden bıçaklıyor.
“Tanıdığım bir ailenin aralarında bir yaş olan bir oğlu ve bir de kızı var. Çocukların ikisi de okulda çok başarılı. Oğlan acıktığı zaman, ailesi kıza git kardeşine erişte pişir, diyor. Kız bundan hoşlanmıyor ama ‘Bir kız çocuk söyleneni yapmak zorunda’..”
Umarım bir gün, toplumların kadın üzerindeki baskıcı zihniyeti son bulur. Ve kadınlar dilerim ki kendilerine yapılan ve kendi hemcinslerine yaptıkları kötülüğü fark ederek bu düzeni değiştirmek için kendi öz farkındalıklarını geliştirebilirler.