sudem

Günlerin nasıl hem uzun hem bu kadar kısa olabildiğini anlamamıştım. Yaşaması uzundu elbette, fakat o kadar genişlemişlerdi ki sonunda iç içe geçiyorlardı. Adlarını yitiriyorlardı. Benim için içi boşalmadan anlamını koruyan yalnız dün ve yarın sözcükleriydi.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Reklam
Oysa şöyle bir düşününce, kuru bir ağaç kavuğunda yaşamıyordum. Benden daha acınacak durumda olanlar vardı. Annenin düşüncesiydi bu; insan eninde sonunda her şeye alışır, diye tekrarlar dururdu sık sık.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Bu oyunda her şey öylesine doğal, öylesine usulünce, öylesine ölçülü oynanıyordu ki kendimi "aileden biri" saymak türünden gülünç bir fikre kapılıyordum.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Söyleyecek fazla bir şeyim hiçbir zaman olmadı. Ben de sustum.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Tütün dükkânının vitrinine yaslanmış duran bir grup Arap gördüm. Sessiz sessiz bize bakıyorlardı ama kendilerine özgü bir edayla; taş ya da odunmuşuz gibi, ne eksik ne fazla.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Reklam