sudem

8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2023 25. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2023 21:50
Eğer kitabı okumayı düşünüyorsanız başlamadan önce mutlaka Voltaire'in felsefesi, siyasi görüşleri ve hayatı hakkında fazla detay olmayacak şekilde okumalar yapmanızı öneriyorum. Zaten incelememde de bunlardan kısa kısa bahsedeceğim. ~Hayatı Voltaire 1694 senesinde Paris'te doğmuş ama kimi zaman yazılarında eğlenceli fantezilere başvurmayı sevdiği için Ren Nehri kıyısında doğduğunu söyleyip Alman olduğunu iddia ediyor. Bu kitapta da ''Olası dünyaların en iyisine dair'' başlıklı yazısında bir Almandan hemşehrisi olarak bahsediyor. Epey garip bir kişilikten söz ediyoruz yani :D Sekiz yıl boyunca sanat eğitimi aldığı okul için Latince ve aptallıklar haricinde bir şey öğrenmediğini söylemiş. Bu okuldan mezun olduktan sonra edebiyatla ilgilenmeye başlamış, ama babası oğlunun hep hukuk okumasını istediği için Voltaire'i bir avukatın yanına asistan olarak vermiş. Fakat Voltaire tabii ki yazmaya devam etmiş, çoğunlukla hicivsel şiirler üzerine yoğunlaşmış. Babası bunu fark edince gene almış çocuğu hukuk eğitimine yollamış. Adam bir sal ama ya. Gerçi 7 yaşında annesini kaybettiği için babasına bağlı olması gayet normal. Neyse Voltaire buralarda da yazmaya devam etmiş. İğneleyici ve sivri diliyle aristokratik ailelerin beğenisini toplamış. Hatta o dönemin kralının naibi hakkındaki yazıları nedeniyle hapsedilmiş. Hazırcevaplılığıyla genç bir asilzadeyi gücendirmesi mahkeme bile yapılmadan İngiltere'ye sürgün edilmesine neden olmuş. İngiltere'de bulunduğu yıllar İngiliz monarşisinden ve ülkenin din ve ifade özgürlüğüne verdiği değerden de etkilenmiş ayrıca. Bunlardan etkilenmişken ülkenin yazar ve düşünürlerinden etkilenmemek olmaz tabii. Özellikle de Shakespeare'dan. Voltaire gençlik yıllarından Shakespeare'i Fransız yazarlarına bir örnek olarak görmesine rağmen daha sonraları
Cahil FilozofVoltaire · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20203,238 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·160 syf.··
2022 101. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2022 21:48
154 sayfadan oluşmasına rağmen içerik ve anlatım zenginliği bakımından gayet kabarık bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ayrıca yazardan okuduğum ilk kitaptı, tanışmış olduk. Dili bana gayet akıcı geldi. Romanda kendine ve iç dünyasına yabancılaşan İbrahim adında bir gazetecinin, ölen çocukluk arkadaşı Hüseyin'in hikayesini öğrenmek için Mardin'e gitmesi anlatılıyor. Olay dizilimi açısından da günümüzden geçmişe, olaylar sıralanarak anlatılıyor. Merak duygusunu da körüklüyor aslında. Hüseyin'in başına da ne geliyorsa aşık olduğu Meleknaz'dan geliyor. Hatta öyle ki Meleknaz için nişanlısından bile ayrılıyor, ailesini karşısına alıyor. Tabii ailesi yine kıyamıyor orası ayrı konu. Bu kız ailenin evine kadar giriyor. Günün birinde de marul görünce kaçıyor. Evet çünkü Meleknaz bir Ezidi. Hüseyin'in ailesi de ''Hah bak biz demiştik.'' kafasında ilerleyip Meleknaz'ın Hüseyin'e büyü falan yaptığını düşünüyorlar. Onlara göre bu kız uğursuzdu, bu kız şeytandı, ve Hüseyin'in ölümüne sebep olan da oydu. Bu iki aşığın kavuşmalarındaki en önemli engelin de dini inançlarının farklı olması faktörü olduğunu söyleyebiliriz. Bir Yezidinin ve bir Müslümanın evliliğinin yasak olması, tavus kuşunun Yezidiler için kutsal oluşu, Tavus inanışı, marul yeme, mavi renkli bir giysi veya nesneyi kullanma veya sakal kesme yasağı, kutsal Şengal Dağı ve Laleş Vadisi gibi terimleri de bu roman sayesinde öğrendim. Çoğu insanın farklı dini inançları bulunanlara karşı beslediği o kocaman önyargılar da fazlasıyla eleştirilmiş. Daha çok Ezidiler hakkında bilinen yanlışlara ve çektikleri acılara değinilmiş. İnsanoğlunun kötülük sınırını ne kadar aşabileceğine yani. Tecavüzler, aç bırakmalar, alınıp satılmalar. Kısaca kadınlara yaptıkları, bunları da Müslümanlığın gereklilikleri olarak gösterip birçok ilkeyi
Edebiyat
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2022 62. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2022 23:39
Kitap hakkındaki görüşlerime geçmeden önce biraz yazardan söz etmek istiyorum. Zira 70 yaşından sonra yaşamanın hiçbir anlamı yoktur deyip tam 70 yaşında karısıyla birlikte intihar eden bir adamdan bahsediyoruz. Fransız sosyalizm tarihinde Marksizmi ülkeye ilk getiren düşünür olan Paul Lafargue, 1842'de Küba'nın Santiago kentinde dünyaya gelmiş. Soy sop itibariyle de bir hayli zengin. Dedesi Fransız, babaannesi zenci-beyaz melezi, dedesi Fransız Yahudisi, anneannesi de Karaibli bir kızıldereliymiş. Paris'te Tıp Akademisi'ne yazıldığı sıralarda kralcı hükümete karşı yoğunlaşan gençlik eylemlerine katılmış. Kısacası Paul Lafargue'ı cumhuriyetçi, sosyalist ve materyalist olarak nitelendirebiliriz. Aynı zamanda ''Bilim Tanrı'yı yok saymıyor, daha iyisini yapıyor, onu gereksiz kılıyor.'' diyerek Tanrı'nın varlığını da reddediyor. Bilimle dinin uzlaşmadığı gibi de bir fikri var. Fransız işçi devinimi üzerine sunduğu bir rapor vesilesiyle de Karl Marx'la tanışıyor. Çok geçmeden Karl Marx'ın kızı Laura'yla evleniyor. 1911 yılında karısı Laura'yla birlikte, yaşlılığının enerjisini sömürmesini engellemek ve başkalarına yük olmak istememesi sebebiyle intihar ediyor. Kitaba gelecek olursak Fransa'nın büyük bir ekonomik bunalım içerisinde olduğu, işçi sınıfının deli gibi sömürüldüğü 1880 senesinde eşitlik konusunda tefrika olarak yayımlanıyor. Biraz da kitapta anlatılanlardan bahsetmek istiyorum. Toplum denen kavramda ''çalışmak'' katı bir dayatma olarak gerçekleştirilmektedir. Kapitalizm şiddetle karşı çıkılması gereken bir olgudur ve çalışan insanların bedenini olduğu kadar vaktini de çalmıştır. İnsanın yaratılış gereği içinden gelen bir ''tembellik etme, çalışmama içgüdüsü'' vardır. Tembellik denen şey hafife alınacak ve dakikasında açıklanacak kadar yüzeysel bir kavram
Kapitalizm ve Komünizm
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202513,3bin okunma
7/10
·126 syf.··
2022 30. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2022 14:24
Muazzam. Kitabı bitirdikten sonra içimde duvara boş boş bakma hissi uyandı. İnsan gerçekten bu kadar çok sevebilir mi ya da sırf sevdiği için gözü hiçbir şeyi görmeyebilir mi? Sevebilirmiş de görmeyebilirmiş de. Bazen Werther'a üzüldüm, kızdım ya da tam bir aptal olduğunu düşündüm. Bu duygu değişimleri de eserin ne kadar mükemmel olduğunu gözler önüne seriyordur. Okuyun, okutturun. Keyifli okumalar!
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,2bin okunma
8/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2022 25. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2022 20:37
Zweig'ın intihar etmeden kısa bir süre önce yazmaya başladığı ve eksik kalan bir yapıt Clarissa. Kitap annesini küçük yaşlarda kaybeden ve Avusturyalı bir subayın kızı olan, hiçbir zaman tam olarak kendi olamayan Clarissa'nın hayatını konu ediniyor. Muazzam akıcı bir kitap. Ne oldu ne olacak şeklinde okuyorsunuz yani. Clarissa'nın benliğini keşfedişini okumak ise apayrı bir zevkti. Ve evet Stefan Zweig ve kadınlar. Yine bir kadının iç dünyasını mükemmel bir şekilde yapıtına yansıtmış. Sorun şu ki sonunun Stefan Zweig tarafından yazılmadığı bariz. Tat yok, zevk yok, merak yok. Tadı damağımda kaldı desem yeridir. Yarım kalmış olmasına rağmen hâlâ mükemmel. Keyifli okumalar!
ClarissaStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201717bin okunma