... nemli, küflü, ışığa küs hayata küs, meraka küs, yalnız, yapayalnız küçük odama, hayatıma, yanıma sanki ezelden varmış gibi çöreklendi... hem de o tuhaf, çok tuhaf haliyle.
"Onun için asıl tekin olmayan gündüzler... çıplak gözle görülebileceği haller."
"Çirkin ya da sakat mıymış? Görünmesini istemediği bir hali mi varmış?"
"Hayır. Sadece üzgünmüş... çok üzgün."
"Mesela pencereler... şu an bir şey diyorlar mı?"
"Onu hatırlamıyorlar bile..."
"Öyle mi? Neden? Yaşarken hiç dışarı bakmadığı için mi?"
"Hayır, ölürken bile sırtını onlara döndüğü için."