Küçük kız kıpırdamadı bile, kendini korkunç kutunun tedirgin edici seslerine karşı kulaklarını tıkama konusunda eğitmişti. Bu nedenle okumaya devam etti, bu ise babayı iyice öfkelendirdi. Belki de öfkesi, küçük kızın kendisinin ulaşamayacağı bir şeyden zevk alışından kaynaklanıyordu.
...
Adamın bir tür kıskançlık duygusuna kapıldığı konusunda kuşku yoktu. Her sayfayı yırtarken, küçük kızın nasıl cesaret edebildiğini, onun okuyamadığı kitapları okumaya nasıl cesaret edebildiğini soruyor gibiydi. Nasıl cesaret edebiliyordu buna?
Bu okuduğum ilk Ece Temelkuran kitabıydı. Sanırım da son olmayacak. Her şeyden önce yazarın yazım stili alışılmışın çok dışında. Yarım cümleler, küçük harfli cümle başlaması, en kritik ve vurucu noktalarda ise büyük harfler. Bunların hiç biri kitapta kendinizden bir şeyler bulmanıza engel değil. Aksine o yarım cümleler adeta içinizde, kendi yaşamınızla ve kendi iç sesinizle tamamlanıyor. O kadar çok altı çizilecek, satır aralarına bakılacak, durup düşünmenize yol açacak cümle var ki. Bu yüzden sakin bir kafayla okumanızı kesinlikle tavsiye ederim.