Yan yana oturuyor fakat konuşmuyorduk. Çok şey söylemek istiyordum aslında. Ama çok şey söylemek gelince içinden, susmalıydı insan. Birine çok şey söylemek istemek, o birini haddinden fazla önemsemekti çünkü. Böyle aşırı önemseyen, kaybetmemek için ne yapacağını bilemezdi. Hata üstü ne hata yapardı o yüzden. Ve sonunda muhakkak kaybederdi.
Çok korkuyordum kaybetmekten. Susacak kadar çok. Nihayetinde gülümseyip, "Gel barışalım" demişti. Kolayca, hiç korkmadan ... Ürkütmekten çekinir gibi kaçamak bakışlarla yüzüne bakmıştım. Yüzüne bakmış ve temenniyle teselli arasında gamlı bir perdeden mırıldanmıştım: "Barışmayalım, çünkü küsmeyelim hiç"