Leonardo da Vinci üzeri kapalı bir potreye bakıp şunları söylemiş: “ Eğer özgürlüğü seviyorsan açma, çünkü benim yüzüm sevginin hapisanesidir.”
Kendini sergileyen ve ilgi görmeye çalışan yüz, bir yüz değildir. Doğasında bir bakış barındırmaz.
Sergilenen yüz, beni kendine çeken ve büyüleyen bir karşımda-duran çehre değildir. Böylece, bugün sevginin zindanı yerini özgürlüğün cehennemine bırakıyor.
Dijital iletişimin sunduğu rahatlık ve verimlilik nedeniyle, gerçek kişilerle, hatta gerçek olan herşeyle temas etmekten giderek daha fazla kaçınıyoruz. Dijital ortam, gerçek muhatabın giderek daha fazla ortadan kaybolmasına neden oluyor. Onu bir direnç olarak algılıyor. Böylelikle dijital iletişim gitgide daha da bedensiz ve çehresiz hale geliyor.
“Birinci Dünya Savaşından sonra, ‘Olağanüstü hale kim karar veriyorsa egemen odur,’ demiştim. İkinci Dünya Savaşından sonra, şimdi yaklaşan ölümümü de göz önünde bulundurarak diyorum ki, ‘ Uzaydaki dalgalara kim hükmediyorsa egemen odur.” Dijital devrim sonrasında Schmitt’in bu cümlesini bir kez daha yeniden yazmamız gerekecek: Sosyal ağlardaki shitstorma hükmeden kimse egemen odur.