Kitabı genel olarak çok beğendim. Tek sıkıldığım tarafı, ateist olduğum için, salgın hastalıkların İslam Tarihi ile ilgili bölümü idi.
Kitap çok akıcı. Yazara teşekkürlerimi sunuyorum.
Kitabı anafikir açısından harika buldum. Türkiye'nin oluk oluk kanayan yarasına dikkat çekmiş yazar. Keşke kitapta da belirtildiği gibi herkes kendinden başka insanların tercihlerine saygı duysaydı.
Bu sorunları çözebilmek hepimiz için çok önemli. Bu konular üzerine çok kafa yordum ve işte çözüm önerilerim;
1)Kitapta belirtilen olumsuz töre ve inanışlar, benim kişisel deneyimlerime ve çıkarımlarıma göre ulaşılması zor ücra bölge ve yaşam alanlarında meydana geliyor. Mesela kitapta Doğu illerinin bu konuda büyük sıkıntılarına dikkat çekilmiş. Aynı şekilde Doğu illeri kadar olmasa da ben gittiğim Karadeniz kasabalarında da aynı sıkıntılar oluştuğunu gördüm. Bunun sebebi hakkındaki benim fikrim; insanlar dış dünyadan ulaşım yönünden o kadar kopuklar ki kasaba genelinde hangi anlayış hakimse o anlayışta yetişiyorlar. Kasabadaki genel geçer anlayış da hiçbir zaman değişmiyor çünkü farklı anlayışlar olduğundan insanlar birhaber.
2) İletişim imkanları yine bu ücra ve ulaşımı kısıtlı olan yerlere acil ulaştırılmalı. Zaten düzgün bir yolu olmadığı için düzenli olarak gazete bile ulaşamazken bu yerleşim bölgelerine bilgisunar(İnternet) bağlantılarının çok zayıf olması hatta hiç olmaması onların haber alma özgürlüğünü kısıtlar bir nitelik olarak olumsuz törelerin genergeçer anlayış türlerini kısıtlayıp köy ya da kasabalarda adeta fikir tekelciliği oluşmasına zemin hazırlıyor.
Yine kişisel deneyimlerime göre değil bilgisunar altyapısı; kapsama alanı dışında olması sebebiyle basit bir telefon görüşmesinin bile yapılamadığı köyler, kasabalar, yaşam alanları var.
3) Köy enstitüleri kapandığı zamandan beri resmi olarak sadece çocuklara eğitim veriyor ve bazı bölgelerde gidip eğitim alacak bir kurum olamaması nedeniyle, istememekten değil; fırsatı olmamasından dolayı