Paramparça

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.696
Gösterim
Adı:
Paramparça
Baskı tarihi:
Ocak 2012
Sayfa sayısı:
161
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759917814
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Paramparça bir ruh, paramparça bir cinsellik, paramparça bir beden ve bir erkek...

"... Yo sanmıyorum, kuşkulanmıyor. Nasıl aklına getirebilir böyle bir durumu? Ağzına bile almadığı, iğrenç ve hastalıklı bulduğu ilişki biçimini benim yaşadığımı nasıl düşünebilir?
İmkansız bu.
Onu böyle bir durum yüzünden üzeceksem öleyim daha iyi...
Zaten biliyorum, öleceğim ben bu yüzden. Katlanılacak şeyler değil bunlar.
Bu acı, o koyu katran, hep üzerimde. Bunu anlayabilmeniz mümkün değil sizin. Ama yine de dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Hiç olmazsa bunları birisine anlatabilmenin ferahlığını yaşıyorum. Mikroplarımdan arınmışım gibi geliyor bana."
(Kitabın İçinden)

Duygu Asena bu kez erkeklerin dünyasına giriyor. O dünyanın en gizemli yanlarına el atıyor. En farklı yanlarını ortaya çıkarıyor. Paramparça'nın ana kahramanı bir yanıyla klasik bir erkek gibi yaşayan, diğer taraftan da erkeklerle ilişkilerini sürdüren bir adam. Küçük bir kentte, kamu görevlisi, evli ve çocuklu. Hayatı çözmeye çalışan, ancak çözmeye çalıştıkça daha da zorlanan, kendini, cinselliğini, ruhunu bir türlü tam olarak anlayamayan bir erkek.

Asena, bu kez erkek dünyasının bilinmeyen, açıklanmayan, hakkında konuşulmayan yönlerini tartışmaya açıyor. Erkek egemen toplumun yüz karası olarak yargıladığı eşcinsellerin dünyasında geziniyor ve yine sıcak, yine içten, yine insanı ön plana çıkaran bir anlatımı tercih ediyor. Kadın okuyucuları da erkek okuyucuları da alıp götürecek bir roman Paramparça.
(Tanıtım Yazısı'ndan Alıntı)
161 syf.
·1 günde·7/10 puan
Nereden başlasam bu incelemeyi yazmakla yazmamak arası çok gitgel yaşadım açıkçası. Çünkü buraya yazacaklarım herkesin saygı duyduğu veya kabullendiği konular değil. Gelebilecek tepkiler de olumlu yönde olmayabilir. Çünkü biz yaşadığımız toplum gereği bazı konuları konuşmamayı susmayı öğretilerek büyütüldük.
Susturulduk ayıplandık
Çevremizin kabul ettiği sınırlar içinde yaşamaya yönlendirildik. Böyle yetiştirildiğimiz içinde çok sorgulamayan bilmeyen bilmediğine de düşman insanlar olduk
Bizim gibi olmayan düşünmeyeni dışlamayı, aşağılamayı öğrendik
Nefret duyar olduk nedenini bilmeden. İçimizde öfke birazda nifak tohumları ektiler bizde bir güzel suladık büyüttük
Bu kitabı okumadan önce bir sokak röportajları videosuna denk geldim. Videoda sokaktaki insanlara LGBT nedir ? diye soruluyor ve sadece bir kişi biliyor. İkinci soru Kuirfestin Ankara da yasaklanması İstanbul'da yapılması hakkında ne düşünüyorsunuz? Yine bilen yok. Burada kimseyi yargılamak değil amacım ki bende bilmiyordum bu videodan sonra öğrendim.
Ama bir LGBT birey gördüğümüzde bakışlarımızla rahatsız edip yadırgamayı biliyoruz.
Sonra şunu düşündüm neden rahatsızız?

Açıkçası ben bir yanıt veremedim. Sonra şunun farkına vardım. Beni hiç rahatsız etmiyor ki. Sevip sevmemekten bahsetmiyorum. Saygıdan bahsediyorum. O nasıl bana saygı duyuyor beni yargılamıyorsa
ben nasıl yargılayabilirim ki
ben kimim ki
Bu hakkı nereden alıp yargılama hakkına sahip olayım. Biraz uzattım galiba neyse işte bu şekilde LGBT bireyleri anlatan bir kitap okumak istedim ve bu kitaba başladım. Kitapta evli çocuk sahibi eşcinsel ve biseksüel bir adamın hayatı anlatılmış
Ölmek istemesi ,denemesi, utanması,ruhsal çöküşleri, aşkları
Bir adam iki hayat
Gece mi gündüz mü siyah mı beyaz mı. Kitabı biraz yüzeysel buldum
Bunda kahramanın kapalı yaşamasının kendini gizlemesinin de etkisi var. Çünkü ben daha çok bu bireyler kendileri gibi olduklarında çevrelerinin tepkisi ve onların ruhsal durumu verdiği tepkilerini daha çok merak ediyordum. Yani bu kitabı okuyun ya da okumayın siz bilirsiniz. Ama hala bilmiyorsanız LGBT nedir araştırın. İnsanları yargılamamayı öğrenelim. İnsanları olduğu gibi sevmeyi, saygı duymayı kabullenmeyi bilelim. İnsanlara insan olduğu için saygı duyalım.
LGBT bireyleri araştırırken kaç tane öldürülme vakası okudum. Gerçekten neydi bu insanların suçu? Ki bazıları faili meçhulken babası, abisi en yakını tarafından öldürülenlerde var. Düşünsenize insan kime güvenir ailesine peki ailesi de ona sırtını dönerse ne yapar? Bir transerkeğin bir cümlesi beni çok etkilemişti ailesi reddetmiş ve okuyor kaldığı yurttan atılıyor. Yurt müdürünün sözü seni ailen bile reddetmiş benden ne bekliyordun. Bilmiyorum üzücü. O ise ben böyle olsun istemezdim. Bu benim tercihim değil ben böyle yaratıldım. Şimdi kimi suçlayalım peki? Bu insanlar zaten doğduğundan beri kendileriyle savaş halinde kendini ucube gibi gören bile var. Onların kendi gibi olup yaşaması önce kendilerinin kabullenip kendi gibi olması zaten çok zor bizde toplum olarak dahada zorlaştırmayalım
161 syf.
·3 günde·10/10 puan
"Buna dayanabilecek kaç beyin vardır bu ülkede ? Kaç kişi bu durumu doğal karşılar, sana anlayış gösterir, "Mutluluklar dilerim der gönülden?"

Duygu Asena cesur bir yazar. 17 yıl önce, toplumun en büyük tabularından birisi olan eşcinsel bir ilişkili ele alıyor Paramparça'da.

Paramparça olmuş bir ruhun hikayesi bu roman. Toplumun cinselliğe bakış açısını , daha doğrusu olmayan bakış açısını cesurca dile getiriyor. Duygu Asena bu ülkenin başına gelmiş en güzel insandı. Yıllarca tabuları yıkmak için emek verdi. Baskılanmış, örselenmiş tüm kadınların yanındaydı. Biz buradayız diyordu. Eşit haklara sahip olana kadar buradayız.

Ayşeler Uyanın, Alileri eğitin diye seslenmişti türk halkına. Korkmayın, cinsellik yokmuş gibi davranmayın, sessiz kalmayın, kendinizi ezdirmeyin...


"Onu çok özlüyoruz"
161 syf.
·1 günde·8/10 puan
Kitabı anafikir açısından harika buldum. Türkiye'nin oluk oluk kanayan yarasına dikkat çekmiş yazar. Keşke kitapta da belirtildiği gibi herkes kendinden başka insanların tercihlerine saygı duysaydı.

Bu sorunları çözebilmek hepimiz için çok önemli. Bu konular üzerine çok kafa yordum ve işte çözüm önerilerim;

1)Kitapta belirtilen olumsuz töre ve inanışlar, benim kişisel deneyimlerime ve çıkarımlarıma göre ulaşılması zor ücra bölge ve yaşam alanlarında meydana geliyor. Mesela kitapta Doğu illerinin bu konuda büyük sıkıntılarına dikkat çekilmiş. Aynı şekilde Doğu illeri kadar olmasa da ben gittiğim Karadeniz kasabalarında da aynı sıkıntılar oluştuğunu gördüm. Bunun sebebi hakkındaki benim fikrim; insanlar dış dünyadan ulaşım yönünden o kadar kopuklar ki kasaba genelinde hangi anlayış hakimse o anlayışta yetişiyorlar. Kasabadaki genel geçer anlayış da hiçbir zaman değişmiyor çünkü farklı anlayışlar olduğundan insanlar birhaber.

2) İletişim imkanları yine bu ücra ve ulaşımı kısıtlı olan yerlere acil ulaştırılmalı. Zaten düzgün bir yolu olmadığı için düzenli olarak gazete bile ulaşamazken bu yerleşim bölgelerine bilgisunar(İnternet) bağlantılarının çok zayıf olması hatta hiç olmaması onların haber alma özgürlüğünü kısıtlar bir nitelik olarak olumsuz törelerin genergeçer anlayış türlerini kısıtlayıp köy ya da kasabalarda adeta fikir tekelciliği oluşmasına zemin hazırlıyor.

Yine kişisel deneyimlerime göre değil bilgisunar altyapısı; kapsama alanı dışında olması sebebiyle basit bir telefon görüşmesinin bile yapılamadığı köyler, kasabalar, yaşam alanları var.

3) Köy enstitüleri kapandığı zamandan beri resmi olarak sadece çocuklara eğitim veriyor ve bazı bölgelerde gidip eğitim alacak bir kurum olamaması nedeniyle, istememekten değil; fırsatı olmamasından dolayı eğitim alamayan çok fazla yetişkin ve özellikle yaşlı bir kitle var.

Eğitim ailede başlar diye bir deyim vardır güzel Türkçemiz'de. Eğitimsiz bir ailenin bir ferdi olan çocuğu eğitmek de çok zordur. Hem eğitimci hem öğrenci gerek bu konuda gerek toplumsal tepkilerle yazımın başında bahsettiğim o olumsuz töreler sebebiyle çok sorun yaşarlar ve bu yüzden işleri ve yaşamları çok zor olur.


Daha bu yazıya devam ederim ama bugünlük bu kadar yeter çünkü hem katılmam gereken toplantılarım yaklaşıyor hem okuyacağım diğer kitaplarım beni bekliyor hem de küçük kardeşim benden kendisini dışarı çıkarıp dolaştırmamı istiyor.

Herkes kendisine iyi baksın lütfen.
161 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Gerçekten LGBT lerin gizlenmek zorunda kaldığı hayatlarını çok güzel işlemiş. Duygu Asena zaten kalemi çok güçlü bir yazar bana göre. Bu kitapta da o gelgitleri kafa karışıklığını karmaşayı inanılmaz güzel anlatmış duyguyu inanılmaz yoğun yaşatıyor..
161 syf.
·Puan vermedi
Sinirlerim bozulmuş bir şekilde arkadaşıma hediye ettiğim bir kitap..Kitaplığımda olsun istemedin...homofobik değilim yoksa oylemiyim. ..bilmiyorum ama kendimi şüpheci ve soyutlanmis hissettiren ilginç bir kitapti. ..
161 syf.
·3 günde
Kadın ve erkeğin kendi özelini hiçbir çekince sınırlama yasak olmadan ayıplamadan özgürce yaşaması gerektiğini, insanları cinsel kimliklerinden dolayı yargılamadan, cinsel yaşam tarzına bakmadan, onları ayırmadan kategorize etmeden insanlara önyargılı davranmamayı, aşağılamamayı öyle güzel işlemiş ki bazen yeri geliyor kaldıramayabiliyorsunuz.
Kitap önceki kitaplarından daha farklı bir konuyla karşımızda, o kadar güzel bir bakış açısı katıyor ki size hayatı sorgulatıyor ve sizin böyle bir durumda nasıl davranmanız gerektiği hakkında yol gösterici oluyor.
Teşekkürler Duygu Asena sana bir kez daha hayran kaldım.
161 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Türkiye kadınları ve eşcinselleri sana o kadar şey borçlu ki Duygu Asena... 13 yaşındaydım ilk dergideki metinini okuduğumda ve son kitabın Paramparçayı okuduğumda 17 yaşındaydım. Bu kitabında soruların ve aldığın cevaplarla ne güzel anlatmışın gayleri. Galiba 80 lerden bu yana gaylerin öncelikleri hala pek değişmedi. Hadi uyan Duygu uyan. Çok uyumadın mı? Uyan! :'-(
Çoğu kişinin yaşam özeti de bu değil mi? Ya sınırsız boyun eğiyorlar; ya da benim gibi arzularına göre yaşamayı seçip, boyun eğmediğini sanırken, toplumda iki büklüm suçluluk içinde yaşıyorlar.
Durmadan 22-23 santimden söz ediyorlar. Acaba doğru mu söylüyorlar ya da benim gibi yalan mı atıyorlar, benimki 22 santim olmadığına göre, ben kusurlu bir erkek miyim?
Nedense hep aşk peşinde olduğumuzdan, aşkı hiç bitmeyecek sürekli mutluluk sandığımızdan hep bir aşk ihtiyacı içindeyiz.
"Eğer kızlarla da rahat bir cinsellik yaşayabilseydim, erkeklere neden ihtiyacım olsun?" diye düşünüyorum... Sanki bütün sorun benim seks ihtiyacımmış gibi, sanki kadın olmazsa, erkekle olurmuş gibi. Sanki bu kadar basitmiş gibi.
"Çok dikkatli ol, olanları bir arkadaşına dahi anlatma, sonra altından kalkamazsın, olan sana olur" dedi

Yüzüne baktım ilk kez, gözlerinin ta içine... İçimden geçirdiklerim bakışlarıma ne kadar yansıdı, o anladı mı bilemiyorum, ilk kez gözlerinin içine bakarken diyordum ki ona:
"Kime ne anlatabilirim ki ben, sen benim eniştemsin yani ablamın kocası, ben kime eniştemle yattığımı söyleyebilirim? Niçin bütün bunlara bana yaptın, neden beni seçtin"
"Hiçbir belirti yok sende buna dair"

"Olması gerekmiyor. İlle de kadınsı davranışlar içinde bulunmamız gerekmiyor, erkeğim ben ve erkeklerden hoşlanıyorum"
Aşkın en büyük özelliği bu işte. Bir anda başkalarını siliyorsun gözünden. Başkaları devreye girdigi an ise, aşk yavaş yavaş gittiğini haber veriyor aslında.
"Ben neyim." sorusunu kendime defalarca sordum. İnsanın kendi kendine sorduğu bu soru bile aşağılanma, yok olma duygusu veriyor. Hep kendimizi sorgulamamız ve tanımlamamız mı gerekiyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Paramparça
Baskı tarihi:
Ocak 2012
Sayfa sayısı:
161
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759917814
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
Paramparça bir ruh, paramparça bir cinsellik, paramparça bir beden ve bir erkek...

"... Yo sanmıyorum, kuşkulanmıyor. Nasıl aklına getirebilir böyle bir durumu? Ağzına bile almadığı, iğrenç ve hastalıklı bulduğu ilişki biçimini benim yaşadığımı nasıl düşünebilir?
İmkansız bu.
Onu böyle bir durum yüzünden üzeceksem öleyim daha iyi...
Zaten biliyorum, öleceğim ben bu yüzden. Katlanılacak şeyler değil bunlar.
Bu acı, o koyu katran, hep üzerimde. Bunu anlayabilmeniz mümkün değil sizin. Ama yine de dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Hiç olmazsa bunları birisine anlatabilmenin ferahlığını yaşıyorum. Mikroplarımdan arınmışım gibi geliyor bana."
(Kitabın İçinden)

Duygu Asena bu kez erkeklerin dünyasına giriyor. O dünyanın en gizemli yanlarına el atıyor. En farklı yanlarını ortaya çıkarıyor. Paramparça'nın ana kahramanı bir yanıyla klasik bir erkek gibi yaşayan, diğer taraftan da erkeklerle ilişkilerini sürdüren bir adam. Küçük bir kentte, kamu görevlisi, evli ve çocuklu. Hayatı çözmeye çalışan, ancak çözmeye çalıştıkça daha da zorlanan, kendini, cinselliğini, ruhunu bir türlü tam olarak anlayamayan bir erkek.

Asena, bu kez erkek dünyasının bilinmeyen, açıklanmayan, hakkında konuşulmayan yönlerini tartışmaya açıyor. Erkek egemen toplumun yüz karası olarak yargıladığı eşcinsellerin dünyasında geziniyor ve yine sıcak, yine içten, yine insanı ön plana çıkaran bir anlatımı tercih ediyor. Kadın okuyucuları da erkek okuyucuları da alıp götürecek bir roman Paramparça.
(Tanıtım Yazısı'ndan Alıntı)

Kitabı okuyanlar 304 okur

  • RoadNotTaken
  • Kerem Yavuz
  • Sinan Ender
  • özge arslantas
  • gls
  • Sezin Demir
  • Demet
  • Ulvi Denizer
  • Tuğba Aslan
  • Bahar Yılmaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%2
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%10.2
25-34 Yaş
%38.8
35-44 Yaş
%32.7
45-54 Yaş
%16.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%86.4
Erkek
%13.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.1 (23)
9
%10.8 (8)
8
%24.3 (18)
7
%10.8 (8)
6
%12.2 (9)
5
%2.7 (2)
4
%2.7 (2)
3
%4.1 (3)
2
%1.4 (1)
1
%0