Böyle güzel bir kitaba yakışır bir fotoğraf oldu.🤍
1000Kitap
Kim bende ne kadar kalmış ?
Ne yaşarsanız yaşayın; birine en son davranış şekliniz, onda bıraktığınız tek fotoğraftır. Pablo Neruda
Reklam
"Bir fotoğraf karesinde donup kalmış gülüşler gibiyiz; arkasında ne fırtınalar koptuğunu sadece biz biliriz."
Fotoğraf çekimi yaparken yapraktan yeşil olmuş ıslak bez değmişti kitabın başına gelmeyen kalmadı.😭 Üstelik kitap kuzenimin mecburen yenisini alacağım. 🥹 Ayrıca kitapta yazara kızdığım alıntı bu İvan Fyodoroviç sanki kardeşinin dediklerini duyma gibi sürdürdü konuşmasını: — Aklıma ne geldi, geçenlerde Moskova'da karşılaştığım bir Bulgar, Slavların toplu olarak ayaklanmasından Türklerle Çerkezlerin, Bulgaristan'ın her köşesinde yaptıkları caniliklerden söz etmişti bana; yani yakıp kestiklerinden, kadın ve çocuklara nasıl tecavüz ettiklerinden, mahpusların kulaklarından duvara çivileyip onları nasıl o halde sabaha kadar beklettiklerinden, güneş doğunca da onları astıklarından ve akıl almayacak daha bir sürü şeyden... Kimi insanda "hayvanca" bir zalimlik olduğundan dem vururlar ama hayvanlara yapılan korkunç bir haksızlık, bir hakarettir bu. Bir hayvan asla insan gibi zalim olamaz; böylesine ustalıklı, böylesine sanatsal bir zalimlik insanda olur sadece; bir kaplan yalnızca parçalayıp kemirir. İnsanları kulaklarından duvarlara çivileyip gece boyunca öylece bekletmek, yapabilecek olsa bile aklının ucundan geçmez. Ne diyordum... şu tatlı zevk düşkünlüğünden gözü dönen Türklerin eziyetlerinden çocuklar da nasibini alırmış; onlara ettikleri eziyetler, yavruları henüz analarının karnındayken söküp almaktan, minicik bebekleri şöyle bir yukarı hoplatıp, analarının gözü önünde öldürmeye kadar varırmış. Ah, bir de beni pek çok ilgilendiren bir tablo vardı. Gözünde bir canlandır: Tir tir titreyen annesinin kollarında el kadar bir bebek, etraflarında da içeri giren Türkler... Neşeli bir numara yapmak düşüyor akıllarına: Bebeği okşuyor, gülsün diye gülüşmeye koyuluyorlar ve beceriyorlar da... bebek gülüveriyor. Hemen o anda Türk, tabancasını bebeğin yüzüne doğrultuyor, namlu ile
979
Bir Fotoğrafın Anatomisi: Top, Çocukluk, Sınav Ve Yaşamak 'On beş tane kolum olsaydı.' demişti: 'Bütün arkadaşlarımı kucaklayabilseydim.' Uzun bir hastalık döneminden sonra okula gittiği ilk günün akşamında. O çocuğun pıt pıt atan kalbindeki çoşkuya benzer heyecan ile bugün ve yarın sınavı olan çocuklarımıza başarılar diliyorum. Bu sınav ne ilk ne son. Ne de hayatımız bu sınav(lar)dan ibaret. Ve öyle bir şey ki yaşamak dediğimiz var olma biçimi duygu, düşünce ve davranış olarak tek bir hâl üzerine değil de zıtlıklarla derTOP edilerek bize sunulmuş gibi. Zira; oynadığımız top bahçesine kaçtığında patlatan bahçe sahibi teyzeleri de gördük: 'Ne duruyorsunuz? Hadi oynamaya devam edin.' diyerek penceresinin camını kıran topumuzu bize atan müdür amcaları da. Bugünden bir fotoğraf ve bugüne özel bir gündem ile; günümüzün güzel geçmesini diliyorum. 20.6.2026 Sevil Şentürk/ Fıkra Yazılarım #sevilşentürk #onbinadımhikayesi #YKS
Sosyal medyada uzun şeyler yazmak insanlara göre zamanı boş geçirmek veya işsizlik. Ama bir insanın hobisi zaten yazmaksa boş zamanını yazmaya ayırır. Ben çalışmıyorum. İşsizim. Yarın işe girdiğimde insanlarla böyle tartışacak zamanım olmayacak. İş dünyası insanlara düşünmek için az zaman bırakıyor. Ot gibi yaşıyorlar. Bazı insanlar orada burada fotoğraf atıyor. Ama hiç düşünmüyor ve düşünceleri varsa da hep saklıyor. Bir düşünce içeride kalırsa nasıl gelişir veya hatalı olup olmadığı fark edilir ki? Onun için herkese açık uzun uzun yazıyorum.
1000Kitap
Reklam
Reklam