Her biri birbirinden gri, koca koca bulutlar geziniyordu kapının üstünde. Gökyüzünde serçe gözü kadarcık olsun mavilik yoktu, rüzgârın toplayıp getirdiği, iç içe geçmiş, üst üste yığılmış o asık suratlı bulutlar vardı sadece. Pencereden bakınca, insanlar soğuk birer karaltı hâlinde o bulutların içinden çıkıp geliyormuş gibi görünüyordu bu yüzden. Evlerine dönerken de, avlu kapısını geçer geçmez birbirleriyle konuşa konuşa tekrar o bulutların içine giriyormuş gibi görünüyorlardı. Gökten gelip göğe çekiliyorlardı sanki.
... Başını kaldırıp göğe baktı.
"Gitmesen iyiydi," diye mırıldandı bakarken. Ne elimizden tutanımız var artık ne ardımızdan toplayanımız, biz burada, baba kız dağıldık kaldık.