Suskunlukla geçirilen her an uzaklığı arttırır. Karşılıklı suskunluğun kendine özgü yasaları var. Suskunluğun, süresinin karesi ile çarpılarak hesaplanan yasaları.
Her bireyi ayırt eden ve varoluşunu anlam veren bu eşsizlik ve teklik durumu, insan sevgisi üzerinde olduğu kadar yaratıcı çalışma üzerinde de bir etkiye sahiptir. Bir insanın yerine bir başkasının konulmasının olanaksızlığı kavrandığı zaman, bu, kişinin, o insanın var oluşuna yönelik sorumluluğunu olası kılar. Kendisini sevecenlikle bekleyen bir insana ya da tamamlanmamış bir işe yönelik sorumluluğunun bilincine varan kişi, yaşamını kesinlikle bir yana itmeyecektir varoluşunun “nedeni”ni bilecek ve hemen her “nasıl”a dayanabilecektir.
Bir insanın ruhsal durumuyla –cesareti ve umudu ya da bunların bulunmayışı– vücudunun bağışıklık durumu arasında ne kadar yakın bir ilişki olduğunu bilenler, umut ve cesaretin birden bire yitirilmesinin öldürücü bir etkisi olabildiğini anlayacaktır.
Gelecekte bir hedef göremediği için kendini çöküşe bırakan bir insan, kendini geçmişe yönelik düşüncelere dalmış buluyordu. Farklı bir bağlamda, geçmişe dalmaya, olanca dehşeti ile bugünü daha az gerçek kılmaya yönelik eğilimden söz etmiştik. Ama bugünü gerçekliğinden koparmanın belli bir tehlikesi vardır.