8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 23:09
Kitabın yapısı oldukça net: Her karakter için ayrı bir sayı ayrılmış. Man-Bat, Scarecrow ve Riddler hikayeleri, karakterlerin neden ve nasıl bu hale geldiklerini, o meşhur "ortaya çıkış" (origin) anlarını başarılı bir şekilde anlatıyor. Poison Ivy hariç maalesef. O sayıda Batman'le ilk karşılaşmaları işlenmiş ama onun origin hikayesi anlatılmıyor. Benim favorim hem tarz hem hikaye olarak Man-Bat oldu ama bu dörtlüden en çok Riddler'ı severim :d Eğer Batman'in erken dönemindeki suçluların motivasyonlarını ve kökenlerini merak ediyorsanız, bu dörtlüye bir göz atmanızı öneririm.
Batman: Four of a KindDoug Moench · Dc Comics · 19981 okunma
9/10
·64 syf.··
2026 58. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 15:43
Mrs. Rosie and the Priest” is the first book in the Penguin Little Black Classics series, which includes three stories selected from Boccaccio’s “Decameron”. Even though it was written in the 14th century, guess which characters aren’t passive? Of course, the women. It was truly a pleasure to read these four stories, which blend both traditional and modern family structures.
Duygu ve Düşünce
Mrs Rosie and the PriestGiovanni Boccaccio · Penguin Classics · 20153 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·136 syf.·
2026 30. kitabı
Anais Nin’in "Dört Odalı Kalp" (The Four-Chambered Heart), yazarın içsel yolculuklarını ve karmaşık ilişkilerini sembolizmle harmanladığı en derinlikli romanlarından biridir. 1950 yılında yayımlanan bu eser, Nin’in "İçsel Şehir" (Cities of the Interior) serisinin bir parçasıdır ve yazarın kendi hayatından, özellikle de gitarist Bill Pinckard ile olan ilişkisinden izler taşır. Romanın ismi, insan kalbinin biyolojik yapısına bir atıf olmasının yanı sıra, duygusal bir metafor teşkil eder. Nin’e göre kalp; aşk, nefret, gerçeklik ve hayal gücü gibi farklı duyguların hapsolduğu odalardan oluşur. Karakterler bu odalar arasında gidip gelirken, bir odadaki mutluluk diğerindeki trajediyi engelleyemez. Hikâye üç ana karakter etrafında döner. Djuna, Nin’in pek çok eserinde karşımıza çıkan, yazarın alter egosu niteliğindeki karakter. Hayatını aşka ve fedakarlığa adamıştır. Rango, tutkulu, vahşi ve devrimci ruhlu bir Guatemala yerlisi. Djuna’nın büyük aşkıdır ancak kendi içsel kaosuyla boğuşur. Zora, Rango’nun eşi. Hastalıkları ve manipülatif tavırlarıyla Djuna ve Rango arasındaki ilişkinin üzerine bir gölge gibi çöker. Olayların büyük kısmının geçtiği Seine Nehri ve üzerindeki tekne, kitabın en güçlü sembolleridir. Tekne, dış dünyadan yalıtılmış, özgür bir aşk alanı gibi görünse de aslında karakterlerin kaçamadığı dar bir hapishanedir. Su, değişkenliği, duyguların akışkanlığını ve bazen de boğucu derinliğini temsil eder. Teknenin sürekli sallanması, karakterlerin duygusal dengesizliğinin fiziksel bir yansımasıdır. Djuna, Rango’yu kurtarmaya çalışırken kendi benliğini feda eder. Zora’nın varlığı ise Djuna’da sürekli bir suçluluk duygusu yaratır. Nin, aşkın her zaman iyileştirici olmadığını; bazen tarafları tüketen, karanlık ve takıntılı bir boyuta evrilebileceğini gösterir. Djuna,
Edebiyat
Dört Odalı KalpAnais Nin · İthaki Yayınları · 2020110 okunma
6/10
·208 syf.··
2026 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 13:01
Son günlərdə hər yerdə qarşıma çıxdığı üçün düşündüm ki, bütün işarələr bu kitabı oxumağımı göstərir.)) Roman yeni başlayarkən mənə Nineteen Eighty-Four vibe-i verdi. Nə də olsa, bu da distopik romandır. Fahrenheit 451 — kağızın yanma dərəcəsidir. Romanda elə bir cəmiyyət təsvir edilir ki, orada bütün kitablar yandırılır, hətta onları evdə saxlamaq belə qadağandır. Baş qəhrəman Qay Monteq isə peşəsi kitab yandırmaq olan bir “yanğınsöndürən”dir. Lakin bir gün kitablara baxışı dəyişir. Burada təsvir olunan yanğınsöndürənlər bildiyimiz kimi yanğını söndürmürlər, əksinə, kitab olan evləri və kitabları yandırırlar. Cəmiyyət oxumamalıdır, çünki kitablar insanların gözünü açır, onları düşünməyə vadar edir. Əsas qəhrəman Qay Monteq adlı yanğınsöndürəndir. O, illərlə kitab yandıraraq sistemə xidmət edir və bunun doğru olduğuna inanır. İnsanlar bu dünyada düşünməsin, sual verməsin deyə hökumət kitabları təhlükəli hesab edir. Çünki kitablar insanlara fərqli fikirlər, azad düşüncə və həqiqəti göstərir. Monteqin həyatı qonşusu Klarissa ilə tanış olduqdan sonra dəyişməyə başlayır. Klarissa fərqli düşünən, həyatı hiss edən, suallar verən bir qızdır. O, Monteqdan soruşur: “Sən xoşbəxtsən?” Bu sual Monteqin içində böyük bir boşluq oyadır. O anlayır ki, insanlar artıq həqiqi həyat yaşamırlar. Monteq gizlicə kitab oxumağa başlayır və başa düşür ki, kitablar sadəcə kağız deyil — onların içində insanlığın yaddaşı, düşüncəsi və ruhu var. O, sistemə qarşı çıxmağa başlayır. Amma bu çox təhlükəlidir. Çünki hökumət düşünən insanlardan qorxur. Romanın sonunda Monteq artıq tamamilə dəyişmiş biri olur. O anlayır ki, insanı insan edən şey düşünmək, hiss etmək və həqiqəti axtarmaqdır. Filmi də var, istəyən izləyə bilər.
Farengeyt 451Ray Bradbury · Qanun Nəşriyyatı · 2017108,3bin okunma
9/10
·160 syf.··
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 00:00
I read this book years ago and wanted to revisit it to refresh my knowledge. Honestly, it felt like reading a completely new book again, probably because I connected with the lessons differently this time. Such a simple and easy read, but full of meaningful wisdom. Definitely one of the best books I’ve read this year so far, and I’m adding it to my favorites. I’d love to read it again in the future. Highly recommend it.
The Four AgreementsDon Miguel Ruiz · Amber-Allen Publishing · 199716,2bin okunma
Zamanla Değil, Hayatla İlgili Bir Kitap
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Sınırlı hayatınızı neye adayacaksınız? Çünkü artık zaman yalnızca kişisel verimlilik meselesi değil; etik bir mesele. Vaktini neye verdiğin, aslında neye değer verdiğinin en dürüst göstergesi. Dolayısıyla zaman yönetimi burada karakter meselesine dönüşüyor. İnsan takvimini nasıl dolduruyorsa, hayatını da öyle kuruyor diyor. Katılmamak elde mi? Şunu söyleyebilirim ki, Four Thousand Weeks sadece “zaman az, hayat kısa, yavaşla” kitabı değil. Aslında zaman hakkında yazıyor gibi görünse de, kitabın asıl meselesi kimlik. Çünkü zaman yönetimi problemi çoğu zaman takvim problemi değil, kim olmak istediğinle ilgili bir problem.Bu yüzden de bu kitap aynı zamanda gizli bir yas kitabı evet, çünkü bence Burkeman’ın bütün anlattığı şeyin altında küçük küçük kayıpların yasını tutmak var. Her seçim başka bir hayatın kaybı. Her “evet” başka bir şeye “hayır.” Her geçen yıl başka bir ihtimalin kapanışı demek. İnsan çoğu zaman aslında şunu inkâr ediyor: her şeyi yaşayamayacağını, her ihtimalin ona ait olmayacağını, bazı hayatların hiç yaşanmayacağını. Kitap bir yerde şunu söylüyor: Olgunluk biraz da yaşanmayacak hayatların yasını tutabilmek. Ayrıca kitap güçlü biçimde “hazır olunca başlayacağım” yanılsamasını yıkıyor. Bu bence kitabın en pratik ama en acı taraflarından biri.Burkeman’ın söylediği şey şu: Hayatın büyük kısmı zaten hazır hissetmeden yapılacak. Yazmak, sevmek, üretmek, başlamak, karar vermek — bunların çoğu netlik geldikten sonra değil, netlik yokken yapılır. Birde modern hayatın asıl kaybı zaman değil, derinlik.Bir diğer güçlü ama daha sessiz fikir: özgürlük seçenek bolluğu değildir. Modern kültür bize özgürlüğü açık kapılarla satıyor: ne kadar çok seçenek varsa o kadar özgürsün. Burkeman bunun tersini söylüyor. Sonsuz seçenek çoğu zaman özgürlük değil, felç üretir.
Dört Bin HaftaOliver Burkeman · Epsilon Yayınevi · 202364 okunma