Antik yunanlıların kadınları tiyatrolarına sokmadıkları eğer doğru ise; bunda tamamen haklı olduklarını kabul etmek gerekir. En büyük şaheserlerin en muhteşem bölümlerinde bile çene çalıp gevezelik etmekten kendilerini alıkoyamıyorlar.
Nasıl ki aslanlar pençeler ve dişleri, filler ve domuzlar azı dişleri, boğalar boynuzları, mürekkep balığı suyu bulandıran ve karartan mürekkebimsi sıvı ile donatılmışsa doğa, kadınları da kendi kendini koruması ve savunması için ikiyüzlülük yahut riyakârlık yeteneğiyle donatmıştır.
Oğuzcum ataycım, büyük içsel özeleştiri yaparken kararsızlığı da ön plana çıkarıyor. Kendisini mi yada çevresindekileri mi anlatıyor bilemeyiz fakat bukadar derin içsel özeleştiri yapabilmek gerçekten çok zor. Kitapta okuduğumuz eleştirileri muhtemelen hayatımız boyunca kendimize yapmamışızdır. Bu sebeple bana göre Oğuz Atay başka karakteri bu denli özgüven ve açıklık ile değerlendiremez. Bu nedenle kendi yalnızlığı ve iç dünyasını muazzam ortaya koymuş diyebiliriz. Okurken Hikmet'e küfredebilir üzülebilir sevinebilirsiniz. Hepsi bir arada.Belki daha çok şey yazılır ama sonlandırmak istiyorum. Okuyun ve kendinizi tanımakta veya tanımaya çalışmakta ne kadar aciz olduğumuzu görün.