Her şeye rağmen, mutluluktan ölünebiliyorsa, o zaman kesinlikle bu şekilde öleceğim. Ayrıca, ölüm döşeğindeki biri, mutluluk sayesinde hayata tutunabiliyorsa o zaman ben de hayatta kalacağım.
Bugün Viyana haritasına baktım, sadece bir odaya ihtiyacın olmasına rağmen böyle kocaman bir şehri inşa etmiş olmaları bir an için anlamsız geldi bana.
Gerçeği söylemek zordur, çünkü tek gerçek vardır ama bu gerçek canlıdır ve bu yüzden oynak ve sürekli değişen bir görünüşü vardır (asla ve neresiyle olursa olsun güzel değildir, belki zaman zaman hoş olabilir).
Şunu da unutmamalısın, şakayla ciddiyi ayırmak kolaydır, ama hayatımızı adadığımız, bizim için çok önemli insanlar söz konusu olduğu zaman o kadar kolay değildir, risk o kadar fazladır ki birden gözler her şeyi didik didik etmeye başlar ve bu noktadan sonra artık hiçbir şeyi ayırt edemez.
Gördüğün gibi benimle ilgili tüm olan biten inanılmaz -dünyam yıkılıyor, kendini yeniden inşa ediyor- bu durumdan nasıl kurtulacağını (yani kurtulacağımı) bekle ve gör. Yıkılmasına üzülmüyorum, zaten çöküşteydi, üzüntüm kendini yeniden inşa etmesinden, üzüntüm güçsüzlüğümden, üzüntüm dünyaya gelmiş olmaktan, üzüntüm güneş ışığından.