Ciileekkk

Ciileekkk
anitsayac.com #116329333 #145338150 ִֶָજ⁀➴ C'est l'heure ࿐
QNB eSolutions
Radyo,Televizyon ve Sinema
İzmir
İzmir, 20 Temmuz
203 kütüphaneci puanı
3001 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
10/10
·416 syf.··
2026 60. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:34
Şu an bu kitabın konusunu birine mektupla yazmam gerekseydi eğer, kağıt gözyaşlarımdan parçalanmış olurdu. Kitabı bitirdim ve artık aynı kişimiyim hiç bilmiyorum. Bazı kitaplar bittiğinde hikâye de biter. Serçe ise bittikten sonra zihninizde yaşamaya devam ediyor. Derin ince bir sızı gibi hem de. Kitabın ilk sayfalarında baş karakter Emilio Sandoz’un başına gelenleri tam olarak anlayamıyoruz. Bir şeylerin çok yanlış gittiğini hissediyoruz ama yazar gerçeği hemen göstermiyor. Parçaları yavaş yavaş bir araya getiriyoruz. Daha kırkıncı sayfalarda içimi acıtan bir şeyler vardı ama ne olduğunu tam çözememiştim. Geriye dönüp baktığımda bunun ne kadar bilinçli ve başarılı bir tercih olduğunu görüyorum. Yazarın kalemine hayran kaldığım ilk nokta anlatım biçimi oldu. Karakterler arasındaki bakış açısı geçişleri inanılmaz yumuşak. Bir karakterin zihninden diğerine geçtiğinizi bazen birkaç satır sonra fark ediyorsunuz. Anlatım asla karışmıyor. Bu geçişlerin doğallığı beni gerçekten etkiledi. Betimlemeler de aynı ölçüde güçlü. Okuduğum her sahne gözümde canlandı. Mekânlar, karakterler, yüz ifadeleri ve duygular son derece canlıydı. Kendimi bir roman okumaktan çok yaşananları izliyormuş gibi hissettim. Fakat Serçe‘yi benim için özel yapan şey yalnızca dili değildi. Rakhat’a gidildiğinde kitap bambaşka bir katman daha kazanıyor. Bir gezegen yaratmak başka şeydir, yaşayan bir toplum yaratmak başka şey. Mary Doria Russell yalnızca farklı bir yaşam formu tasarlamamış; ekonomi, politika, sınıfsal yapı, aile ilişkileri ve güç dengeleri olan bir toplum kurmuş. Bu yüzden zaman zaman kitabın içinde ikinci bir kitap okuyormuşum gibi hissettim. Bir tarafta karakterlerin hikâyesi ilerlerken diğer tarafta Rakhat’ın nasıl işlediğini okuyoruz. Kitabın sonlarına doğru yaşadığım gerginliği
SerçeMary Doria Russell · Metis Yayıncılık · 2003372 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
7/10
·112 syf.··
2026 59. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:40
Yazarın kalemini gerçekten beğendim. Anlatımı akıcı ve karakterin iç dünyasını yansıtma konusunda oldukça başarılıydı. Ancak hikâye bende beklediğim etkiyi yaratmadı. Kitap boyunca anlatıcıyı sanki bir terapi seansında yaşadıklarını dinliyormuş gibi hissettim. Zaman geçişleri oldukça dağınıktı. Anlatılanlar büyük travmalardan çok, gündelik hayatın içinde yavaş yavaş kaybolan bir kadının yaşamına odaklanıyor. Fakat karakterin bir umudu, bir hedefi ya da değiştirmek istediği bir şey olmaması nedeniyle ona yaklaşmakta zorlandım. Aynı geçmişten gelen kardeşinin hayallerinin olması, hatta kocasının bile daha iyi bir yaşam için planlar kurması bu durumu daha görünür kılıyordu. En sevdiğim bölüm anlatıcının; kendisinin ve kardeşinin gözünden annelerini anlattıkları kısımdı. Sanki iki farklı anneden bahsediyorlardı. Aynı evde büyüyen insanların aynı kişiyi ne kadar farklı görebileceğini iyi anlattığını düşünüyorum. Sonuç olarak kitabı kötü bulmadım, hatta yazarın kalemini sevdim. Ancak hikâyenin sonunda bana güçlü bir duygu ya da düşünce bırakmadı.
Uçup Giden Bir KuşFeriba Vefi · Sel Yayıncılık · 2026234 okunma
8/10
·304 syf.··
2026 58. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:12
Matt Haig’in kitapları bende hep aynı şeyi yapıyor. Hikâyeyi okumaya başlıyorum ama bir süre sonra kendi hayatımı düşünürken buluyorum kendimi. Gece Yarısı Treni de tam olarak böyle bir kitaptı. Seksen bir yaşında ölen bir adamın, Wilbur Budd’ın, hayatının en başına dönmesini okuyoruz. Kulağa fantastik bir konu gibi geliyor ama aslında kitap boyunca en çok düşündüğüm şey kendi hayatım oldu. Geçmişte verdiğim kararlar, seçtiğim yollar, vazgeçtiklerim, kaybettiklerim… İnsan ister istemez kendi dönüm noktalarına dönüyor. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri geçtiği dönemdi. Eski sokaklar, insanların yaşam biçimleri, savaşın ardından şekillenen dünya, kadınların ve işçilerin hayatı… Tarihi öğrenmekten çok o dönemin içinde yaşamışım gibi hissettim. Zaten dönem kitaplarını sevmemin nedeni de bu. Bana başka bir zamana açılmış bir pencere gibi geliyorlar. Matt Haig’in kaleminde en sevdiğim şeylerden biri de bu derinlik. Basit görünen cümlelerin altında kocaman düşünceler saklı oluyor. Kitabı okurken sürekli şu soru zihnimde dolaştı: Eğer hayatımın başına dönebilseydim farklı seçimler yapar mıydım? Ama sonra başka bir soru geldi. Ya bugün olduğum insanı oluşturan şey tam da o yanlış sandığım seçimlerse? Belki de bu yüzden kitap bana hem umutlu hem de hüzünlü geldi. Çünkü geçmişe bakmak biraz hüzünlü bir şey. Mutluluklar bile dışarıdan bakınca biraz hüzünlü. Yaşanmış güzel bir anı düşünürken bile onun artık geride kalmış olduğunu biliyoruz. Kitabın en güzel sürprizlerinden biri ise Nora’yla karşılaşmaktı. Onun ortaya çıktığı anı okurken yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu. Sanki yıllardır görmediğim eski bir arkadaşımla karşılaşmış gibiydim. Önce tam anlayamadım, sonra birden “Aa, Nora!” oldum. Gece Yarısı Kütüphanesi’nden sonra onu yeniden görmek gerçekten çok
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026336 okunma
8/10
·176 syf.··
2026 56. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 03:20
Her kitapta “bundan daha kötüsü olamaz” dedim. Sonra daha kötüsünü öğrendim. Lana’nın başına gelenlere mi üzüleyim, Marcus’a yapılanlara mı, babasının yaşadıklarına mı, yoksa bütün bunları bilen ve susan koca bir kasabaya mı bilmiyorum. Okudukça içim daraldı. Bazı yerlerde gerçekten kitabı kapatıp duvara bakma ihtiyacı hissettim. Bu kitapta o gece yaşananları çok daha net öğreniyoruz, öğrendiğimiz şeyler öyle ağırdı ki ve dürüst olmak gerekirse okuduklarım karşısında dehşete düştüm. Kitabın bazı bölümlerinde, çok fazla bölümünde içim daraldı, midem bulandı, hatta bazı sahnelerde okumaya devam etmek bile zor geldi. Çünkü burada sadece birkaç kötü insan yok. Burada göz yuman insanlar var. Sessiz kalan insanlar var. Gerçeği bilip hiçbir şey yapmayan insanlar var. İnsanların bu kadar zalim olabileceğine inanmak istemiyorsunuz. Daha da kötüsü, bütün bunların üstünün örtülmüş olması. Adaletin yerini bulmaması. Ve gelelim Logan’a. Cehennemin dibine kadar yolu var. SPOİLER OLABİLİR Üç kitap boyunca bu adamı melekleştirdim. Bana da yazıklar olsun. Öğrendiğinde Lana’nın yanında durmasını istedim. Ama yaşanan onca şeyi öğrenmesine rağmen verdiği tepki beni inanılmaz hayal kırıklığına uğrattı. Ekibindeki insanlar bile Lana’yı anlayabilirken onun dönüp kendine acıması sinirlerimi bozdu. ÇOK FAZLA HEM DE ! Final kısmına gelirsek; Kalbimi söküp elimde bıraktı diyebilirim. Bu serinin şimdiye kadar en can yakan kitabı buydu. Kalbim milyon parçalaya bölünse daha az canım acırdı galiba ya. Özellikle belirtmek istiyorum kitap gittikçe daha travmatik ve tetikleyici bir hal alıyor. Bu konuda hassasanız lütfen ama lütfen okumayın.
Mindf*ck 4: Tüm YalanlarS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202629 okunma
7/10
·176 syf.··
2026 55. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 15:42
İlk iki kitapta yaşananları parça parça öğreniyorduk ama bu kitapta o geceye dair çok daha fazla şey öğreniyoruz. Ve dürüst olmam gerekirse okudukça öfkem giderek büyüdü. Bazı sahnelerde sadece üzülmedim, bildiğin sinirlendim. İnsanların hayatlarını mahvedip hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam eden karakterleri okumak gerçekten çok zor. Bu kitapta en sevdiğim şey gizemin büyümesi oldu. Bir yandan geçmişe dair cevaplar alırken diğer yandan yeni soru işaretleri ortaya çıkıyor. Kasabada tam olarak ne oldu? Babası neden seri katil olarak suçlandı? Şerifin kızına ne oldu? Bunların hiçbirinin cevabını henüz bilmiyorum ama merak duygusunu çok iyi canlı tutuyor. Hâlâ yazarın diliyle ilgili bazı sıkıntılarım var. Ama buna rağmen kitap kendini okutmayı başarıyor. Bu kadar karanlık olayın içinde iyi hissettiren nadir karakterlerden biri Logan. Eksikleri olsa da merak duygusunu, gerilimi ve duygusal ağırlığı çok iyi veren bir kitaptı. Ben buradan 4. Kitaba ışınlanıyorumm
Mindf*ck 3: Kızıl MelekS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202651 okunma