“ Benim savaşım bana bir sürü şey kazandırdı; bırak seninki de sana kazandırsın. Yaşam anlatılmak için değildir, ona ne kadar bağırırsan bağır, sana kendini anlatmaz. Başka birinin zihni dışında hiçbir yerde insan pek müthiş ya da pek bayağı olamaz, bu yüzden içine girdiğin zihinlere dikkat et ve kendi zihnini elinde tutan Leydi Macbeth’i hatırla. Hepimiz bu kadar güvende olamayız.”
“ Sen, acıyla akraba evliliği yapma deneyimi yaşıyorsun. Çoğumuz buna cesaret edemeyiz. Bir yabancı ile evlenip sorunumuzu çözeriz. Ama acıyla evlendiğinde parçalanarak temeline dönersin, tıpkı eski bir ustanın resminin onu nasıl yapıldığını bilen bir restaratörü bıçağı altında yok olması gibi. Sanırım ölüm de aynı tanımla bağışlaabilir; hepimiz üstümüzde ölümün evini taşırız, iskeleti; gel gör ki kaplumbağanın aksine güvenliğiimiz içimizdedir, tehlike ise dışımızda. Zaman sonumuzu tasarlayan büyük bir konferanstır, gençliğimizse ileri adım atmış geçmişten başka bir şey değildir. Hem acı çekip, hem de ruhu serbest bırakmak mümkün olabilseydi!”
“ Basit ol Matthew, hayat basit bir kitaptır ve açık bir kitaptır, oku ve çayırdaki hayvanlar kadar basit ol; sadece acı çekmek yetmez nasıl acı çekeceğini bilmek lazım.”