·
Okunma
·
Beğeni
·
768
Gösterim
Adı:
Geceyi Anlat Bana
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
174
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755709055
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Nightwood
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Geceyi Anlat Bana
Geceyi Anlat Bana
Geceyi Anlat Bana, okuru kendine has rayihasıyla sarhoş eder, ıstırabın derinlerinden bir inci çıkarır. Jeanette Winterson’ın “içinde bir incinin eridiği kadehten şarap içmek gibi” sözleriyle nitelediği okuma eylemi bir esrimeye dönüşür. Düşkünlerin, fahişelerin, müptelaların, hayal ve gerçek arasında salınırken ruhu arafta kalıp acı çekenlerin, gecenin mahremiyetine sığınanların hikâyesini belleklere kazıyan bu lirik metin, dönemin bohem hayatının atmosferini yansıtma kabiliyetiyle tarihten sisli bir kesit sunuyor.

Döneminin şair, yazar ve eleştirmenleri tarafından modernist edebiyatın mihenk taşları arasında gösterilen Geceyi Anlat Bana, T.S. Eliot ve Winterson’ın sunuşuyla...

“Okuru büyük bir üslup başarısı, olağanüstü güzel cümleler, göz alıcı bir kişileştirme ve mizah, Elizabeth dönemi trajedilerine çok benzeyen bir dehşet ve yazgı duygusu ile karşılaşmaya hazır olmaya çağırıyorum.”
T.S. Eliot
142 syf.
·1 günde·Beğendi
Sadece 174 sayfalık bir kitap ne kadar uzun okunabilirse öyle okudum. Tam 5 saat sürmüş kitabı bitirmem ki çok hızlı okurum normalde. Hayatımın en uzun 174 sayfasıydı, bitmek bilmedi 🤦‍️ Beğenmedim diyemem, kitabın yarısını not aldım sanırım ama çok yavaş ilerleyen, aşırı kasvet yüklü, zor bir kitaptı. Üslup da yordu beni, bi süre hafif bir şeyler okusam iyi gelecek sanırım. Okunması gereken bir kitap ama sağlam bir okuma alışkanlığı kazanmadan okumanızı önermem. - Kitapta beğendiğim kısımları yazmayı yeni bitirdim (yaklaşık 2 saat sürmüş) ve minik bir defteri baştan sona doldurdum resmen. Kitaptaki benzetmeler çok güzel, cümleler dolu dolu ve çok başarılı tahliller var. Öylesine bir zamanda öylesine okunacak bir kitap değil kesinlikle, zaman ayırıp üzerinde durarak okumalısınız zaten sunuş kısmında da özellikle buna vurgu yapmışlar. Düşündürücü,çarpıcı bir o kadar da zor bir kitaptı. Böyle bir kitap yazabilmeyi isterdim doğrusu :)
174 syf.
·10/10
Geceden alacaklıyız hepimiz ama daha çok borçluyuz sanki. Her kötülüğü her şerri ona bağladığımız için. Oysa bir kadife yorgan gece; saklamak için saklanmak için. Uykumuzu emanet ettiğimizden mi yoksa bizim görüş alanımız dar olduğu için mi bilinmez hep bir gizem vardır. Gizem ise korkutur insanı daima:
“Çünkü insan kaderine ancak dikey vaziyette karşı koyabilir.”
Örtmek ve örtünmek ihtiyaç birazda bir şeyleri unutma isteği bir şeyleri koruma isteği sonucu. Gecenin örttüğü tüm gerçekler yanında örtemediği yalanlar bizi biz yapıyor belki de, gece bu yüzden alacaklı bizden. Yüklediğimiz her görevi yerine getirmiyor bazen bazen de yerine getirmek istemiyor sahiden.
“Alacakaranlığın terkibi, bizatihi korkunun mükemmel bir şekilde yeniden yapılanmasıdır, başaşağı edilmiş korkunun. Bütün günler önceden düşünülüp planlanabilir ama gece önceden kestirilemez.”
Şafak vakti ayırır gece ve gündüzü bu ayrım hayatın kendisidir aslında; sınırları asla belli ve keskin değildir. Bir alacakaranlığın ardında saklıdır hem gece hem gündüz. Oysa insanlar sever sınırları ve onlarsız olmaz sanki:
“Hiçbirimiz çekmemiz gereken acıyı çekmez, söylediğimiz kadar sevmeyiz. Aşk ilk yalandır; bilgelik sonuncusu. Bilmez miyim kötülüğü bilmenin tek yolu doğruluktan geçer? Kötülük ve iyilik birbirlerini ancak sırlarını yüz yüze açık ederek tanıyabilirler. Gerçek iyilikle karşılaşan gerçek kötülük ilk olarak ikisini de kabul etmemeyi öğrenir; birbirinin yüzü diğerine hikayenin ikisinin de unuttuğu diğer yarısını hatırlatır.”
Aslında büyütüyoruz her şeyi içimizde ve dışımızda. İçimizde büyüttüğümüz ya aşk oluyor ya da acı en derininden. Dışımızda büyüttüğümüz ise kurallar ve toplumsal gerçekler oluyor. Bunlarında sınırları olsun istiyoruz hem de en kalınından. Oysa:
“Fanilik karşısında sıkılmış kaslarımızla bir nefes üzerine geçirilmiş tenden başka bir şey değiliz. Kendimize yaslanıp uzun, sitemkar bir toz içinde uyuruz. Acıya taktığımız adlarla batmışızdır gırtlağımıza kadar. Hayat, gecenin içinde otladığı ve bizi umutsuzca doyuran otları biçtiği otlaklardır. Hayat, ölümü bilme iznidir.”
Sonun öncesi yaşadıklarımızın kutsal iyi doğru ve güzel olsun istiyoruz, ve bu noktada çabaladığımızı düşünüp rahatlıyoruz. Oysa sınırlar o kadar kalın değil keskin değil. Cinsiyet bile öyle değil. Sevgi ise asla sınırların içinde var olmadı. Aşk ayrı bir sınırsızlık. Geceye saklıdır aslında aşk, bir aşkın ürünü isek bunu geceye borçluyuzdur aslında. Sınırsızın kenarına tutunan iki yüreğin eseri.
“Bir aşığın kalbini paralayan şey, sevgilisinin daldığı gecedir; sırf geceden çıkarken yüzünde beliren gülüşüm sırtlanına bakabilmek için onu aniden uyandırır.”
Uyku ise bir kaçıştır elbette bir çok açıdan. Gece uykusu ise benzemez elbette gündüz uyunan uykuya, daha derindir gündüz yaşanan her şeyden.
“Yaptıklarımız yüzünden terden sırılsıklam uyanırız çünkü adları olmadığından inkar edemeyeceğimiz insanlarla dolu bir yok şehrin sokağında, adresini bilmediğimiz bir evde vuku bulmuştur. Bu kimliksizlikleri onları biz yapar. Çünkü kendimizi bir sokak numarasıyla, bir evle, bir isimle suçlamayı bırakırız. Uyku bizden suçlu bir bağışıklık talep eder. Aramızda kimse yoktur ki elimize ebedi bir tebdil-i kıyafet, ruhlarımız aleyhine kullanılmayacak bir parmak izi verildiğinde tecavüz, cinayet ya da diğer iğrençliklere kalkışmasın.”
Geceyi anlatmak uzun mesele herbir parçası ayrı bir olgu. Ama bakış gece ile başlayıp hayatın geneline yayarsak, sınırları belli olmayan gerçeklik içinde yaşıyoruz, yolumuzu arıyoruz. Bu yol içinde her şey var, çocukluk, gençlik, cinsel kimlik, aşk, idealler, yaşam tarzı, arzular, tutkular ve tabii öfkeler pişmanlıklar keşkeler. Hepsi için bir formül var mı bilinmez ama bir çok bakış açısı mevcut. Bir erken dönem 20. yy romanımsı düz yazıda ise bundan daha fazlası mevcut. O kadar derin cümleler içinde kaybolmadan ilerlemek zor ve keyifli. Uzun bir yolculuk bu iç dünyanıza şişirdiğiniz dış dünyanıza. Anlatım bozukluğu olmadan aktaramadığımız ve illa içinde “şey” geçen her anın bir anlatımı kitap. Anlatımı bozan ise yaşadıklarımızla hayal ettiklerimiz arasında ki o derin uçurum. Bu bozukluğu düzeltmenin yolu da sizde...
Keyifli okumalar!
142 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Üzerine konuşulacak, yazılacak o kadar çok şey var ki, uzun zaman kendime gelemem herhalde. Her bir kelimesinden mükemmellik akıyor!
Geceyi Anlat Bana, okuru kendine has rayihasıyla sarhoş eder, ıstırabın derinlerinden bir inci çıkarır.
“Herhangi bir işi, bir seferliğine bile doğru düzgün yapacak zamanı bulmanın zor olduğu toplumumuzda, okuma keyfinin bir parçası olan geniş zamanlar, kültür zaiyatlarımızdan biridir.”
Djuna Barnes
Sayfa 9 - Sel Yayıncılık
“Kitap okurken cellat omzuna dokunup da zamanın geldiğini haber verdiğinde, ayağa kalkarken sayfasını kaybetmemek için araya kağıt bıçağını koyan ve kitabı öyle kapatan prensi seviyorum ben.”
Djuna Barnes
Sayfa 43 - Sel Yayıncılık
... bir âşığın bildiği iki türlü zaman vardır, kendisine verilen zaman ve kendisinin yaratmak zorunda olduğu zaman.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Geceyi Anlat Bana
Baskı tarihi:
Ocak 2018
Sayfa sayısı:
174
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755709055
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Nightwood
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Geceyi Anlat Bana
Geceyi Anlat Bana
Geceyi Anlat Bana, okuru kendine has rayihasıyla sarhoş eder, ıstırabın derinlerinden bir inci çıkarır. Jeanette Winterson’ın “içinde bir incinin eridiği kadehten şarap içmek gibi” sözleriyle nitelediği okuma eylemi bir esrimeye dönüşür. Düşkünlerin, fahişelerin, müptelaların, hayal ve gerçek arasında salınırken ruhu arafta kalıp acı çekenlerin, gecenin mahremiyetine sığınanların hikâyesini belleklere kazıyan bu lirik metin, dönemin bohem hayatının atmosferini yansıtma kabiliyetiyle tarihten sisli bir kesit sunuyor.

Döneminin şair, yazar ve eleştirmenleri tarafından modernist edebiyatın mihenk taşları arasında gösterilen Geceyi Anlat Bana, T.S. Eliot ve Winterson’ın sunuşuyla...

“Okuru büyük bir üslup başarısı, olağanüstü güzel cümleler, göz alıcı bir kişileştirme ve mizah, Elizabeth dönemi trajedilerine çok benzeyen bir dehşet ve yazgı duygusu ile karşılaşmaya hazır olmaya çağırıyorum.”
T.S. Eliot

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • Ömer aydemir
  • ismail
  • kyane

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0