Muhteşem yazar Stephen King’ten muhteşem bir psikolojik gerilim romanı.
Kitabı özellikle bu basımından okudum çünkü kapak tasarımı yeni basım kapaklardan çok daha romanın geneline uygun geliyor ve manzarası beni cezbediyordu. Kapaktaki karla kaplı huzur verici manzara içinde sıcacık sarı ışığı yanan huzur verici bir ev görünüyor. Tek bir odasının sarı sıcak ışığı yanıyor ancak romanı okudukça o çiftlik evinde olmak istemeyeceksiniz çünkü zira sıcacık ışığı görünen karla kaplı, huzurlu, sessiz ve de sakin bu ormanın içindeki çiftlik evi, sizin için huzursuz saatlerinizi yaşayacağınız bir terbiye evi olabilir.
Stephen King muhteşem bir yazar zaten fazla söze gerek yok. Tasvirler, psikolojik tahliller ve karakter betimlemelerindeki başarısını yine bu eserinde de konuşturmuş. Okurken tüm evi, odayı, kahramanların dış görünüşlerini her şeyi tüm sahneleri adeta bir film izler gibi zihninizde canlandırabiliyorsunuz. Bu konuda zirveye oynayan bir roman.
Gelelim filmi ile olan bağına. Normalde her zaman önce kitap sonra film görüşünde olan biriyim ancak bu romanda bunu pas geçerek önce filmini izleyip sonra romanını okudum çünkü bir roman ancak bu kadar başarıyla sinemaya aktarilabilirmiş onu da zaten kitabı okumadan bildiğim için bu seferlik böyle bir sıra değişimi yaptım ancak romanı okurken asla pişman olmadım çünkü bir kez daha yönetmen Rob Reiner’in gerçekten mükemmel bir iş çıkardığını anladım. Tabii bunda muazzam oyuncuları da nokta atışı yaparak seçmiş olmasının payı büyük. James Caan, hayat verdiği Paul Sheldon rolüyle ve özellikle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını alan Kathy Bates de hayat verdiği Annie Wilkes rolüyle mükemmel bir oyunculuk serileyerek harikulade bir işe imza atmışlar. Filmle ilgili tek eleştirdiğim nokta keşke filmi biraz daha uzun yapsalardı diyorum