kendimi ilk kez böyle gördüm
senin ellerinden çıktığımı anlayacak kadar
tanıyordum ellerini.
kalbimdeki teneke kutuları aldın
başka yere koydun,
cehennemin kadrosu böyle doldu
neremden öptüysen beni, senin
dedim lütfen orada uyu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
bu dünya klostrofobi yarattı bende
tebdil-i mekanda ferahlık varmış da
yollar bir süreliğine ulaşıma kapatılmış
bu penceredeki demir parmaklıklar
panik atak yarattı bende
hırsızdan mı depremden mi daha çok korkuyorum
bir türlü karar veremiyorum.
kendimi dışarı atamama endişem ve
hırsızın beni içeride enselemesine duyduğum korku
at yarışında toynak farkıyla kaybeden
üstüne aylık kiramı yatırdığım atla
aynı durumda.
“geçtiğiniz altı ayda çok şey oldu
kalbimi korumaya özen gösterdim
dünyada kapladığımız yeri
tam da böyle işaretledim
öyle eminim ki ikimizden
tüm geniş, bütün derin şeyleri
hiç durmadan mahcup edebilirim.”
geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu.
odamı toparladım.
eşyaların yerini değiştirdim.
belki on yıllık defterleri,
tarihi geçmiş ilaçları
çıkardım çekmecelerden.
şu evrendeki konuşamayan tek papağan,
yüzmekten korkan tek balık,
zıplamaya üşenen tek kanguru,
uçmaya yeltenmeyen tek kuş,
kükremekten çekinen tek aslan,
başını gömmekten ürken tek devekuşu,
ışığını gösteremeyen tek ateş böceği,
şans getirmeyen tek uğur böceği,
ateş saçamayan tek ejderha,
tünel kazamayan tek karınca olduğuma
inandırılmıştım.
kırılgan şeylerin şiddetini anlatacaktım.
çünkü bunu yakından tanıyordum.
geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu.
biraz ölmemeyi,
azıcık hayatta kalmayı,
olduğu kadarıyla yaşamayı
öğrendim.