Yalnız olmak, işsiz olmak, aşksız olmak, en kötüsü ölü bir noktada olmak durumu üzerinde pek düşünenlerden değildi o, durumunu değiştirmeyi bilemeyenlerdendi.
Rahibeler mutfakta çörek yapıyorlardı. Baktı, ince uzun çörekler. Bu çöreklere Bavyera'da halk arasında "oğlan çükü" derlerdi. Tante Rosa gözleri iştahla büyüyerek:
"Ah, ne güzel oğlan çükleri" diye haykırdı.
Ve o gün trenle anasının yanına gönderildi.
Hikaye genel olarak çok tahmin edilebilirdi dolayısıyla sonu da pek şaşırtmadı. Gazetecinin sürekli uyuyakalması hikayeye merak unsuru eklemek amacıyla kurgulanmış gibi duruyor ancak sadece bıkkınlık verdi. Kitapta beni çok rahatsız eden kısımlar oldu. 50'li yaşlardaki Ahmet'in, gazeteciyi beğenirken güzelliğini "çocuksu" olarak nitelendirmesi, sarhoş olup sızmış kadının yanına yatması hatta onla öpüşmesi... Gerçekten aşırı rahatsız edici, tetikleyici ve yanlıştı. Bu kadar puanı sadece okuma kolaylığına verdim.