Bir uzaklara bakmış, bir parmaklarına. Bir gitmeyi düşünmüş, bir kalmayı. Bir yaşamı sevmiş, bir ölümü özlemiş. Bir sevinmiş, bir hüzünlenmiş. Peynir, ekmek, hüzün, neşe, sesler, susuşlar hepsi o gün ona bir tuhaf gelmiş. Sanki ağaçların arasında iki göz onu izlermiş. Bahar, demiş geçmiş. Bahar böyledir, çobana bile hülyalar verir.