Stoacılığa merak saranların ilk tercihi... En azından benim öyle oldu.
Başlarda okurken "Ne anlatıyor bu, ee biliyorum zaten" diye triplere girmenin akabinde "Gerçekten ya, müthiş!" diyerek hak verdiğim ve hayran kaldığım bir eser.
İmparator Marcus'un şahsi görüşleri derlenmiş. Kendisi, insanın mutluluğunun tabiatına uygun yaşaması ve yönetici ilkelerine sahip çıkmasıyla mümkün olacağını savunur.
Eserde dinlerde verilen öğütlerin benzerleri ile sık sık karşılaşıyoruz. Buradaki ayırt edici fark tanrının tabiat olması.
- Şu üç şeyi unutma: Birincisi, yaptığın hiçbir şeyi rastgele yapma ve adaletin kendisinin yapacağından başkasını yapma. Dışarıdan başına gelenlerin hepsi şüphesiz rastlantısaldır ya da tanrısal öngörüye bağlıdır, fakat bundan dolayı ne rastlantıyı, ne de tanrısal öngörüyü suçla. İkincisi, ne tür olursa olsun her bir canlının, ana rahmine düşüşünden ilk soluk verişine dek hangi bileşenlerden oluştuğu ve nelere ayrışacağıını düşün. Üçüncüsü, eğer aniden göğe doğru yükselip insana ait şeylere ve onların çeşitliliklerine bakacak olsaydın, insanları küçümserdin, çünkü aynı anda gökyüzünde ve esirde ağırlanan varlıkları da görürdün. Göğe ne kadar sık yükseltilirsen yüksel hep bunları, aynı türden fani şeyleri göreceksin. Bunlar için mi böbürleniyoruz?
- Var olan her şeyi dikkatle incele ve her şeyin zaten çözülüp dağılmaya başladığını, bu çözülüp dağılma sürecini, ya da doğanın her şeyi ölmek için yarattığını düşün.
Kişisel gelişim kitapları almak yerine stoacılık felsefesi okuyun, okutturun.