" Dün sabah kör bir kuyunun içine düşmüş, düşerken sağa sola çarpmaktan küçülmüş bir taş gibi dururken sesinizi duydum.
Zihin sesleri de unutmuyorum meğerse, diye düşündüm. "
" Gönlümüz ne ufak şeylerden medet umuyor değil mi? O insan azmanını sevimli bulmam işten bile değildi. Bir zerre şefkat nasıl da bir çopur yüzü, bir eğri gövdeyi, paytak bir yürüyüşü gölgelendirip, hazzedilmeyeni, güven duyulan bir yakınımıza dönüştürüyor. "
" Sanıyorum ki, çok sıkı tuttukları için zaman, ıslak elden kayan yılan gibi akıp gidiyor ellerinden. Zamanın kendisine gelmesini beklemez. Kollarını açıp, yakalamak için peşinden koşar. Zamanın huzur içinde güneşin altına serilmesini kıskanır, ister ki hep yakınında olsun, şarkı söylesin, iki laf etsin. Oysa zaman sessiz ve uysaldır, huzur ister, güneşin altında döşeğine uzanıp yatmak ister. Papalagi zamanı tanıyamadı, anlayamadı. Bu yüzden, o kaba gelenekleriyle hor kullanıyor onu. "