freedomofbutterfly

freedomofbutterfly
@freedomofbutterfly
.
3/10
·102 syf.··
2025 11. kitabı
Kendi alanında ünlü bir haiku şairi hem kendsine ilham gelmesi hem de şiirlerde geçen ünlü tapınakları, manzaraları, ağaçları görmek için uzun bir yolculuğa çıkıyor. Yazar manzaralarla ilgili hiçbir betimleme yapmamış. Sadece şurda tapınak vardı tapınağa gittim güzeldi şeklinde yazmış. Kitabı alıpta okumaya hiç gerek yok çünkü daha çok kayıt defteri gibi bir kitap. Kitabın içinde gezerken yazdığı şiirlerde var ama hepsi 3 4 kelimeden oluşan şiirler. Çatının kenarında Kimsenin göremediği Kestane çiçeği Hepsi böyle anlamsız şiirler. Belki japoncada güzel bir hat sanatı tarzı bir şeydir ama bizim dilimizde pek bi manası yok. Her ne kadar gittiği yerleri anlatmayı başaramasada yazarı aşırı kıskandım, keşke o tarihte o yerleri zarar görmemiş haliyle görebilme fırsatım olsaydı. Keşke şuanki halleriyle de görme fırsatım olsaydı. Hatta Türkiye’de de böyle derinlemesine uzun bir gezi yapmayı çok isterdim. “Uzunca bir süredir kendimi yollara vurmanın karşı konulmaz arzusuyla yanıp kavruluyordum.”
Kuzeye Giden İnce YolBaşo (Matsuo Bashō) · İthaki Yayınları · 20222,495 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·392 syf.··
2025 8. kitabı
Böyle kitaplar genelde çok sıkıcı olur. Açıkçası berbat beklemiştim ama kendini yenilemediği ve bir olay zinciri olduğu için çokta kötü değildi. Ana karakterde kendini ve fikirlerini geliştirebiliyor hep aynı saflıkta kalmıyor. Olaylar olarak güzel ve kendini okutuyor ama kitap derinlemesi hiç yok. Bakan başka ülkeye kitap sayfalarını kullanıp ajanlık yapıyor sonra o kitabı ortalık yerde bırakıyor hemen buluyorlar bakanın ihanet ettiğini falan çok basitti yani. 300 yıldır bulunmayan sırları kız öylesine bi gezintiye çıkar gibi buluyor hemen çözüyor. Başka ülkede büyük bir müneccim gücü var ama bunu geliştirip başka ülkelere saldırmak yerine onları köleleştirip sadece su ürettiriyorlar. Müneccimler sözde çok güçlü ama hiçbirinin gerçek bir iş yaptığını görmüyoruz. Yani bence kitabın bir iskeleti var ama ete kemiğe bürünememiş, derinleşmemiş. Böyle bi animasyon filmi hikayesi gibi idare eder bir hikaye. Bide genelde böyle kitaplarda hep bi sözcüğe takıyorlar ve bütün kitap boyunca o kelimeyi en az yüz kere söylüyorlar aşırı sinir oluyorum. Bunda da hakikatti. Yok hakikat öyle yok hakikat böyle tamam anladık. Caiyan’ın da düşünce şekli o kadar saçma ki sözde fedakarlık yapacak. Hem kraliçeyi tahttan indirdi hem ikiz kardeşini öldürttü, öyle saçma planlar yapacağına şunlara biraz akıl verseydin beraber hareket etseydiniz. Çok yarım kaldı, devam kitabı da yok gerçi devamının çok mantıklı yazılacağını sanmıyorum ama en azından babayı falan görürdük bide müneccimlere ne olacağını görürdük. Yani sıkıcı değil ve olay örgüsü de fena değil, okunabilir bir kitap.
Turnanın SoyuJoan He · İthaki Yayınları · 202395 okunma
Puan vermedi·177 syf.··
2025 6. kitabı
Kitabın sonlarına kadar Aleksey’in nasıl bir kumar bağımlısı olduğunu anlamadım ama sonunda anladım ki tüm kitap boyunca zaten kumar bağımlısıymış. Kumarı sadece kumarhanede değil hayatın kendisiyle de oynuyor. Polina’nın tek bir sözüyle kendini öldürmeye hazır ama Polina’yı çok sevdiğinden değil risk alma arzusundan kaynaklanıyor. Polina onu terk ettiğinde kumarı kaybetmenin cezası olarak Paris’te parası sömürülene kadar kalıyor. Gerçekten ilginç bir karakter ve aynı zamanda ahlakından da vazgeçmiyor. Fakirlikten kırılsa bile hırsızlık gibi şeylere başvurmaktansa uşak olmayı hiç tereddüt etmeden tercih edebiliyor. Yani kendisi de durumun farkında ama bu durumu tamamen kabul edip benimsemiş. Aynı zamanda bu karakteri yazan Dostoyevski’de kendi durumu kabullenmiş. Polina’nın hareketlerine gelirsek bu kız ne yapıyor ve neden yapıyor kitap boyu anlamadım. Kibir ve gururdan kaynaklansa İngiliz’in yanına da gitmezdi. Gerçekten kimi sevdiğini de anlamadım. Sanırım kimin yanındaysa diğerini daha çok seviyor. Büyükannede komik bir karakterdi, hatta başta Kumarbazın o olduğunu sandım. O da kumarbazmış ama Aleksey kadar değil. İngiliz bu kitaptaki herkesten daha karakterliydi. En sonunda hepsinin yardımına o koştu ve son konuşması da çok güzeldi. “Katıyürekli olmuşsunuz. Sadece yaşamdan, şahsi ve sosyal çıkarlardan, insanlık ve vatandaşlık sorumluluklarınızdan, dostlarınızdan, kazanmak haricinde her tür amaçtan uzaklaşmakla kalmamış, hatıralarınızdan bile uzaklaşmışsınız. Ben sizi yaşamınızın en tutkulu, en güçlü olduğunuz zamanındayken hatırlıyorum, ama kendinize dair o zamanki en iyi izlenimleri unuttuğunuza eminim; hayalleriniz, en acil günlük arzularınız artık pair ve impair, rouge et noir, ortadaki on ikiden öteye gitmiyordur, bundan da eminim.”
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,6bin okunma
2/10
·368 syf.··
2025 5. kitabı
Monte cristo kontunu okurken biraz sıkıldım diye bu kitaba başlayayım dedim ama bu kitap çok daha sıkıcıydı. Okurken ne bir şeyleri merak ettim ne de heyecan verici buldum. O kadar gereksiz ve uzun yazılmış ki bıkkınlık veriyor insana. Ted sadece annesini, Dee de rüyalarını tarif etti tüm kitap boyunca. Kedinin bölümleri de en boş geçen kısımdı. Yani kitap kendini hiç merak ettirmiyor ve sonu ters köşeli olsa da sırf bunun için okumaya değmez. Ayrıca Ted katil olsa belki de bi tık daha heyecan verici olurdu hikaye ama kaybolan küçük bir çocuktan çok bir psikolojik sorunun etkisini okumuş oldum. Hiç beğenemedim.
Sokağın Sonundaki EvCatriona Ward · İthaki Yayınları · 2023360 okunma
6/10
·309 syf.··
2024 25. kitabı
Spoiler içerir Alicia çok sevdiği kocasını bi gün aniden öldürür ve yakalandıktan sonra asla konuşmaz. Ardından onu akıl hastanesine yatırırlar. Theo adlı bir psikoterapistte Alicia’nın peşinden o hastanede göreve başlar ve Alicia’ya yardım etmeye çalışır. Kitap gerçekten ilgi çekici ve saran bir kitap ama çok uzatılmıştı sanki. 300 sayfalık bir konu değildi ve çoğu cümle boştu. Sonunda bir ters köşe olacağını biliyodum ama böyle bir ters köşe hayal etmemiştim. Yani tahmin edilmesi çok zor bişey değil ama nedense çok mantıklı da gelmiyor bana. Tatmin edemedi beni çok. Theo’nun neden böyle birşey yaptığı çok kafama yatmıyor çünkü. Gabriel’i öldürmesi saçmalık çünkü Theo’nun hikayesini de baştan okuyoruz ve onda öyle bir karakter yok. Çok cesur biri değil ve mantıklı hareket eden biri. Öldürme düşüncesi bile yokken eve pat diye girip nasıl cinayet işleyebiliyor anlamadım. Ters köşe olması için karakterden beklemediğimiz bir şey görmeliyiz ama gördükten sonra da aslında neden öyle davrandığı da akla yatmalı. Ayrıca Alicia’nın tüm sülalesini okuyoruz belki iyi bir bilgi alabiliriz diye. Dedektiflik hikayesi gibi oluyor zaten biraz, ayrıca asla gerilim yok. Ama yani tüm sülaleyi boşa okuyoruz. Hiçbirinin ne olayla ne de Alicia’nın psikolojisiyle bir bağlantısı var. Sondaki ters köşeye yazar kendini o kadar kaptırmış ki Paul’ün kumar gizemini çözemiyoruz mesela. Yani her şeye rağmen güzel bir kitaptı beğendim ama çokta güzel işlenememişti. Bu arada Elif çok sinir bozucu bir karakterdi ve Theo’nun karısına ağzını açamamasına çok sinir oldum. Theo’cum tüm olaylardan kaçmıştı ama suç mahaline bile isteye kendi döndü.
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,9bin okunma