İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
Sosyalizm, tüketim malları üzerindeki özel mülkiyeti kaldırmaz. Aynı şekilde, bütün gelirlerin aynı düzeyde olmasını sağlama amacını da gütmez. Hümanist sosyalizme göre gelir, gösterilen çaba ve sahip olunan yeteneğe göre olmalıdır. Ancak gelirler arasındaki farklılık, insanların hayat tarzlarının birbirlerinden yabancılaşmasına yol açacak uçurumlar yaratmamalıdır.
Öte yandan bireyler, korkudan ve diğer insanların boyunduruğuna girmekten korunmalıdır. Bu hedefi gerçekleştirebilmek için toplum, herkes için gıda, konut ve giysi gibi temel maddî ihtiyaçları ücretsiz olarak sağlamalıdır. Daha çok maddî konfor isteyen herkes, bunun için, çalışmak zorundadır. Fakat hayatın temel maddî gerekleri garanti edildiği için, hiç kimse başka bir kimse üzerinde maddî temele dayanan doğrudan veya dolaylı bir güç uygulayamaz hale gelmelidir.
Sosyalizmin en yüce ilkesi; insanın eşyadan, hayatın mülkten ve emeğin sermayeden önce gelmesidir. Gücün, mülkiyetten değil yaratıcılıktan kaynaklanmasıdır. İnsanın, gelişmelerin denetiminde değil, gelişmelerin insanların denetimi altında olmasıdır. İnsanlar arasındaki ilişkide, her birey kendi başına bir amaç olmalı, hiç kimse başka birisinin amaçlarına araç olmamalıdır. Bu ilkeden hareketle, belirli bir sermayeye sahip olunsa bile, kimsenin kişisel olarak başka birine kölemsi biçimde bağımlı olmasına izin verilemez.
Her türlü sosyal ve ekonomik düzenlemelerin en üst kıstası, insan olmalıdır. Bu açıdan, bir toplumun hedefi, insanların sahip oldukları yetenek, akıl, sevgi ve yaratıcılıklarını tam olarak geliştirebilme imkânlarını yaratmak olmalıdır. Bütün sosyal düzenlemeler, insanların yabancılaşmışlığını ve kötürümlüğünü aşacak her türlü tedbiri almalı ve insanları gerçek özgürlük ve bireyselliğe ulaştırabilmelidir. Sosyalizmin ana hedefi, bütün insanların gelişimini destekleyecek temel şart olarak, her bireyin mutlak gelişimini sağlayan bir sistem yaratmaktır.