İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
Refahımız arttı, ama aynı ölçüde, özgürlüğümüz de sınırlandı. Daha çok tüketiyoruz, buna karşılık hayatımız boş geçiyor. Nükleer silâhlanınızın sayısı artıyor, ama giderek daha savunmasız bir hale geliyoruz. Eğitimimiz artıyor, fakat aynı zamanda eleştirerek yargıya varma gücümüz ve kanaatimiz geriliyor. Dinlerin sayısı artıyor, ama gittikçe daha maddi bir ortamda yaşıyoruz.
“Anlamlı ve yürekten yaşamak ve yaşamın tüm özünü içime çekmek, yaşama dair olmayan her şeyi hallaç pamuğu gibi atarak bir Spartalı gibi, azimli ve güçlü yaşamak, bir tırpanla otları biçerek genişçe bir patika açmak, yaşamı bir köşeye sıkıştırarak en küçük terimlerine sadeleştirmekti isteğim.”
Ozanlar, güçlü olmak peşinde koşanların düşünebileceğinden çok daha hoşnut edici bir hayat yaşarlar, çünkü sevdiklerine (hayalde de olsa) sahiptirler. Oysa güç ve iktidar peşinde koşan, kendini bomboş hissetmemek için hiç durmadan bir şeyleri yönlendirmek zorundadır. Öldüğüm zaman boş yere yaşadığımı düşünmeyeceğim. Akşam olunca ufkun kızıla boyandığını, sabah olunca çiğin pırıltısını, soğuk günlerde donmuş karların gün ışığını yansıttığını gördüm; kuraklıktan sonra yağmurun kokusunu duydum, CornwaH'ın granit kıyılarını fırtınalı günlerde Atlantik'in nasıl dövdüğünü işitti kulaklarım. Fakat, hayata anlam veren bu anları çekip alırsak, insanları ne kadar zekice ve ne kadar ayrıntılı yollardan umutlu olmaya itse de, bilim, bir hayranlık uyandıramaz.
İnsanı geri tutan korkudur; üzerine titrenen inançların asılsız çıkması korkusu, yaşamak için destek aldıkları kurumlarının tehlikeli çıkması korkusu, kendilerinin sandıkları kadar saygıdeğer olmadıklarının ortaya çıkacağı korkusu bunlardan bazılarıdır. "Çalışanlar mülkiyet hakkında özgürce düşünebilmeli mi? O zaman biz zenginler ne yaparız? Genç erkekler ve genç kadınlar cinsellikle ilgili özgürce düşünmeli mi? Ahlâk ne hale gelir? Askerler savaş hakkında serbestçe düşünmeli mi? Ya askeri disiplin; o ne olur? Düşünceye güle güle! Önyargının gölgesine sığınalım, yoksa mülkiyet, ahlâk ve savaş tehlikeye düşer. İnsanların düşünceleri özgür olacağına kendileri aptal, tembel ve zalim olsunlar, daha iyi. Çünkü özgürce düşünürlerse, bizim gibi düşünmeyebilirler. Ne pahasına olursa olsun, bu felâket savuşturulmalıdır." Düşünce düşmanları bilinçdışı düzeyde böyle savunurlar kendilerini. İbadethanelerinde, okullarında ve üniversitelerinde davranışları da hep bu yoldadır."