Faruk Tufan Tutar

Faruk Tufan Tutar
@freeliver
İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
Tüketen insan, karakterinin aşırı biçimleri iyi bilinen psikopatolojik bir olgudur. Gizli kaygı ve ruhsal çöküntülerinden kaçmak için aşırı yeme, aşırı alışveriş ve alkolizmden medet uman, bir telâfi arayan pek çok depresyonlu ve kaygılı kişinin öyküsünde bu olgu görülür. Freud'un "ağızcıl-alıcı (oral) karakter" dediği şeyin aşırı bir örneği olan tüketim açgözlülüğü, bugünkü sınaileşmiş toplumda en egemen ruhsal etmen olma yolundadır. Tüketen insan, mutluluk yanılsaması (illüzyonu, serabı) içindedir, oysa bilinçaltında, sıkıntı ve edilginlikten boğulmaktadır. Makineleri daha çok hükmü altına aldıkça, bir insan olarak daha güçsüz ve etkisiz hale gelmektedir; daha çok tükettikçe, sınai düzenin yarattığı ve canı istediği gibi oynadığı ve nedense (!) hep artan ihtiyaçlarına daha çok bağlandığı bir köle gibi olmaktadır. Heyecan ve tahriği coşku, sevinç ve mutluluk sanmakta, maddi rahatlığı, canlı ve dinç olmakla karıştırmaktadır. Doyurulmuş açgözlülük hayatın anlamı olmakta, bunu sağlamak için çabalamak ise, yeni bir din haline gelmektedir. Tüketme özgürlüğü, insan özgürlüğünün özü sanılmaktadır.
Psikoloji
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Homo Consumens
Homo consumens (tüketen insan), esas hedefi, öncelikle sahip olmak değil, tüketmek ve gitgide daha çok tüketmek olan insandır. Böylece içindeki boşluğu, edilginliği, yalnızlığı ve kaygıları gidereceğini sanır. Dev girişimlerin, dev bir sanayinin, hükümet ve sendika bürokrasilerinin şekillendirdiği bir toplumda, çalışma konumunu ve koşullarını hiç etkileyemeyen birey, kendini güçsüz, yalnız, bıkkın, sıkılmış ve kaygılı hisseder. Bir yandan da büyük tüketim sanayilerinin kâr ihtiyaçları reklâmlar yoluyla onu obur bir yaratık haline getirir; bu müthiş emici yaratık, tüketmek ve hep daha çok tüketmek ister. Onun için her şey (sigaralar, içkiler, cinsellik, filmler, televizyon, geziler ve hatta eğitim, kitaplar ve konferanslar bile) birer tüketim maddesi olmuştur. Ayrıca üretim çarkının dönebilmesi için yeni uydurma ihtiyaçlar yaratılır, insanın zevkleriyle ve beğenileriyle oynanır.
Psikoloji
Niçin bir toplum, sistem onlara zarar verse ve mantıkları topluma bağlılıklarının onlara zararlı olduğunu söylese bile üyelerinin çoğunun desteğini kazanmayı başarıyor? Niçin insanların gerçek çıkarları, her türlü ideolojik etkileme ve beyin yıkamanın ürettiği uydurma çıkarlardan daha ağır basmamıştır? Niçin sınıf bilinci ve sosyalizmin avantajlarına ilişkin idrakler Marx'ın umduğu kadar etkili olamadı? İşte bu soruların cevapları toplumsal karakter olgusunda yatar. Bir toplum, ortalama bir kişinin karakter yapısını, yapmak zorunda olduğu şeyi sevecek şekilde etkilemeyi bir kere başardı mı, o kimse toplumun ona sunduğu koşullarla tatmin olur.
Psikoloji
Kapitalizm ise, ancak insanların çalışmaya hevesli, disiplinli, dakik olmaları ve en çok ilgilendikleri şeyin para kazanmak olması, aynca hayattaki temel ilkelerinin üretim ve alışverişten doğan kâr üzerinde yoğunlaşması halinde yürüyebilir. Kapitalizm ondokuzuncu yüzyılda, biriktirmeyi seven kimselere ihtiyaç duyuyordu; yirminci yüzyılın ortasında ise, delice harcamayı ve tüketmeyi seven insanlara gerek duyuyor. Toplumsal karakter, insan enerjisinin bir üretim gücü olarak kullanılmak üzere, toplumsal süreç esnasında kalıba dökülerek aldığı biçimdir.
Psikoloji
Toplumsal karakter kavramı, bir grubun paylaştığı karakter yapısının kalıbına işaret eder. Toplumsal karakterin biçimlenmesindeki temel etkenin, üretim biçimi ve bundan doğan toplumsal tabakalaşmanın yarattığı hayat pratiği olduğunu varsayar. Toplumsal karakter, herhangi bir toplumun işlemesi için gereken ve o toplum tarafından şekil verilen ruhsal enerjinin özel bir yapısıdır. Ortalama bir kişi, yapmak zorunda olduğu bazı şeylere yönelmeli ve davranışları "bu uğurda" olmalıdır. Böylelikle bir yandan toplumun kendi enerjisini toplumsal hedefler için kullanmasına izin verir, beri yandan da o kişi normal yaşantısını sürdürür.
Psikoloji