Faruk Tufan Tutar

Faruk Tufan Tutar
@freeliver
İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
İnsanın güçlerini kullanmaması mutsuzlukla sonuçlanır. Bu olayın nedeni, insansal varoluşun aşıl koşulunda bulunabilir. İnsanın varoluşu, önceki bölümde ele almış olduğum varoluşsa ikiye-bölün-müşlüklerle belirlenir. Onun kendisini dünya ve aynı zamanda kendi kendisiyle bir hissetmekten, hem başkaları ile bağlantılı olup hem de eşsiz bir varlık olarak kendi bütünlüğünü korumaktan; bunu da güçlerini üretici bir şekilde kullanarak sağlamaktan başka çıkar yolu yoktur. İnsan, eğer bunu yapamazsa, içsel uyum ve bütünlüğünü kurmayı başaramaz. O, bölünüp parçalanmış, başarısızlığın zorunlu sonuçları olan güçsüzlük duygusundan, can sıkıntısı ve yetersizlikten, kendi kendisinden kaçmaya zorlanmıştır. Canlı olan insan, yaşamayı istememezlik edemez. Yaşama ediminde başarılı olması için de biricik yol, güçlerini, sahip olduğu şeyleri kullanmasıdır.
Psikoloji
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
O, insan doğasından; eylemde bulunma gücü, bu gücü kullanma gereksinmesini yaratır; bu gücü kullanmadaki başarısızlık, işlevsizlik ve mutsuzlukla sonuçlanır ilkesinden çıkar. Bu ilkenin geçerliliği, insanın fizyolojik işlevleri ile ilgi içersinde kolayca görülebilir. İnsanda yürüme ve devinme (hareket) gücü vardır. Eğer, onun bu gücü engellencek olsaydı bunun sonucunda önemli fiziksel hastalıklar, ya da rahatsızlıklar ortaya çıkacaktı.
Psikoloji
İnsanın zorunlu olarak kötü olmadığını ama büyüme ve gelişmesi için uygun koşullar sağlanmazsa kötüleştiğini göstermiştik. Kötünün kendine özgü bağımsız bir varoluşu yoktur. Kötü, iyinin eksikliği, yaşamı gerçekleştirmekteki başarısızlığın sonucudur.
Psikoloji
Eğer yaşamın büyüme, yaşanılma eğilimi önlenirse, böylece engellenen güç bir değişim sürecinden geçer ve yaşam yıkıcı bir güce dönüştürülür. Yıkıcılık, yaşanmamış bir yaşamın sonucudur. Yaşamı geliştirici gücü engelleyen bireysel ve toplumsal koşullar, yıkıcılığı üretirler.
Psikoloji
Bir özün varolduğunun bilincindeyiz. Kişiliğimizdeki bu öz, değişmeyen; yaşamımız boyunca değişen koşullara, kanı ve duygularımızdaki belli değişikliklere karşın sürüp giden bir şeydir. «Ben» sözcüğünün arkasındaki ve kendi kimliğimize ilişkin inancımızın üstünde temellendiği gerçeklik, işte bu özdür. Kendi özümüzün sürüp gittiğine inanmadığımız zaman, kimlik duygumuz tehlikeye düşer ve biz başkalarına bağımlı hale geliriz. O zaman, onların onaylamaları bizim kendi kendimizle özdeş olduğumuz duygusu için, bir temel haline gelir.
Psikoloji