Öte yanda, eğitiminin ilk evrelerinde, çocuğa, hiç de "kendisinin" olmayan duygular edinmesi öğretilir; özellikle de insanları sevmesi, eleştirmeksizin dostluk beslemesi ve gülümsemesi öğretilir. Eğitimin gerçekleştiremediklerini daha sonraki yaşantıda toplumsal baskı başarır genellikle. Eğer gülümsemezsen, "hoş bir kişilik"ten yoksun olduğun sanılır — ve ister bir garson, bir satıcı ya da bir doktor ol, hizmetlerini satmak için hoş bir kişiliğinin olması gerekir. Yalnızca kendi fiziksel emeklerinden başka satacak şeyleri bulunmayan ve toplumsal piramidin dibinde olanlarla ta tepesinde olanların özellikle "sevimli" ya da "hoş" olma gereksinimi yoktur. Sevimlilik, neşelilik ve bir gülümsemenin dile getirmesi beklenen her şey, bir elektrik düğmesi gibi insanın açıp kapadığı otomatik tepkiler haline gelir.