Faruk Tufan Tutar

Faruk Tufan Tutar
@freeliver
İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
benlik mülkiyeti
Her şeyden önce mülkiyet, benliğini destekliyordu. Bir kişi olarak "o" ve sahip olduğu mülk, birbirinden ayrılamazlardı. Kişinin bedeni nasıl benliğinin bir parçasıysa, giysileri ya da evi de aynı şekilde benliğinin parçalarıydı. Bir kimse olduğu konusundaki güveni azaldıkça mülkiyet sahibi olma gereksinimi arttı.
Felsefe
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bana alınıp satılamayan tek birşey söyle
İnsan yalnızca meta satmaz, kendisini de satar ve kendisini bir meta olarak görür. Eliyle koluyla çalışan işçi, fiziksel enerjisini satar; işadamı, doktor, memur, "kişiliklerini" satarlar. Ürünlerini ya da hizmetlerini satabilmek için "kişilik" sahibi olmaları gerekir. Bu kişiliğin hoşa gitmesi gerekir, ama ayrıca onun sahibinin daha başka nitelikleri de olmalıdır: Yaptığı işin durumuna göre enerjik, girişimci olmak, bu, şu, ya da o özelliklere sahip olmak gereklidir. Tıpkı diğer metalarda olduğu gibi, bu insansal niteliklerin değerini biçen, hatta ve hatta, var olup olmadıklarını saptayan pazarın ta kendisidir.
Felsefe
Ekonomik çıkarlar uğruna herşeyi araçsallaştırmak
Sermaye sahibi, tıpkı bir makinayı "kullanır" gibi bir başka insanı kullanır. Her ikisi de, ekonomik çıkarlar peşinde birbirlerini kullanırlar; aralarındaki ilişki her birinin bir diğeri için araç durumunda olduğu bir amaca doğru yürümektedirler. Bu ortak yararlılık dışında birbirlerine ilgi duyan iki insanın ilişkisi değildir onlarınki, işadamıyla müşterisi arasındaki ilişkide de aynı kural, araç olarak kullanma kuralı geçerlidir. Müşteri, işadamının gereksinmelerini giderme amacı taşıdığı somut bir kişi değil, sömürülecek, yararlanılacak bir nesnedir, işe, çalışmaya karşı tutum da bir kullanım anlayışı içinde yürütülür; bir ortaçağ zanaatçısının tersine, çağdaş üretici temelde ürettiği şeyle ilgilenmez; sermaye yatırımından bir kazanç sağlamak üzere üretim yapar ve neyi üreteceği, sermayesini hangi dala yatırmasının kazançlı olacağını belirleyen pazara bağlıdır.
Felsefe
Bir bireyin bir başka bireyle olan somut ilişkisi dolaysızlık ve insansallık özelliğini yitirmiş, bir kullanma ve araç olarak görme havasına bürünmüştür. Bütün toplumsal ve kişisel ilişkilerde, piyasa yasaları kural haline gelmiştir. Rakipler arasındaki ilişkinin karşılıklı insanca ilgisizliğe dayanmak durumunda olduğu açıktır. Böyle olmasaydı, birbirleriyle savaşmak ve gerektiğinde birbirlerini ekonomik yıkıma uğratmaktan sakınmamak şeklindeki ekonomik yükümlülüklerini yerine getiremezlerdi.
Felsefe
Daha çok özgürlük sanrısı bizdeki
Konuşma özgürlüğünün, eski kısıtlamalara karşı savaşta önemli bir zafer olmasına karşın, çağdaş insanın "kendi" düşündüğü ve söylediği şeylerin çoğunun, herkesin düşündüğü ve söylediği şeyler olduğunu, günümüz insanının bu duruma geldiğini unutuyoruz; kendi düşüncelerinin dile getirilmesi işine kimsenin karışamayacağı savına anlam kazandıracak tek şey olan özgün düşünme —yani kendisi adına düşünme— yetisini kazanamadığını unutuyoruz.
Felsefe