Uzun zaman sonra okumaktan çok etkilendiğim kitaplardan biri oldu. Kısacık bir hikaye ama vurucu. Kadınlarla, kadın sorunlarıyla ilgili okuduğum her kitap beni ayrı etkiliyor. Çünkü coğrafyalar değişse de, inançlar,şartlar değişse de kadınlara yaşatılanlar hissettirilenler aynı. Bir asır önce, üç asır önce ya da on asır sonra…
Bu kitap da, Virginia Wolf’un "Kendine ait bir oda"sı da, Kore edebiyatı’ndan "Kim Jiyeoung, Doğum 1982" de, hatta daha mizahi bir dille anlatsa da "Bir Kimya meselesi" de aynı şeyi anlatıyor benim gözümde. Sadece kendi kimliğine sahip olmak için yıllarca savaşmak zorunda kalan kadınları. Sadece kendileri olabilmek için savaş vermek zorunda olan. Dünyanın neresinde olursanız olun, doğusundan batısına, birinin karısı, birinin annesi olarak değil de sadece kendiniz olduğunuz için değer görebilmek için, bir isme sahip olabilmek için vermek gereken, bir ömüre mâl olan bir savaş.
Kendim özelinde yaşamak zorunda kalmadığım, şükür ki, ama varlığının gerekliliğini etrafımdaki kadınlarda sık sık görebildiğim bir savaş.
Kendi yaşam hikayenizin kahramanı olabilmek için verilen bir savaş.
Bir çok erkeğin doğuştan sahip olduğu bir özgürlük için, belki varlığından bile haberinin olmadığı, bir savaş.
Hangi coğrafyada, hangi dönemde olursa olsun bütün kadınlara kendilerini keşfedebilme özgürlüğünün verildiği, potansiyellerini gerçekleştirebildikleri, kendi hikayesini arayan kadınların hikayelerini özgürce yazabildiği günlere…