Sigmund Freud'un dediği gibi:
"Karşınızdaki insan, sizi neyin üzeceğini bildiği halde onu yapmaya devam ediyorsa bunun adı hata değildir. Düpedüz sizi gözden çıkarmıştır."
İnsan ve Hayat
Bazen durduk yere hüzünlenirsin nedenini bir türlü bulamazsın... Freud amca gelir ve bastırma savunma mekanizmasına bak der...
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Yeterince yakından bakıldığında kimse normal değildir.” ~Sigmund Freud
Psikosomatik belirtilerin olan çocuğu nevrotikleştirmek; nevrotik semptomatolojiye dönüşmesini sağlayarak Borroméen düğümünün Simgesel alanına çekmektir. Zira çocuk kliniğinin temeli de budur; Öteki'nin nesnesi konumundan özne konumuna geçmesini sağlamak ya da ailenin semptomu olmaktan, kendi semptomunu üretmeye geçmesini sağlamaktır. Ama buraya bir haşiye düşmek gerekir. Bazen de analitik tedavinin ilerlediğinin en önemli göstergesi, analizden önce "dağ" gibi, "çelik" gibi sağlığı olan ve hiç hastalanmayan kişilerin analizde sürekli somatik hastalıklarının ortaya çıkması veya nüksetmesidir. Bu özellikle anal fiksasyonu yoğun ruhsal örgütlenmelerde görülen klinik fenomen. Bu öznelerde egonun dibi olan beden olarak psişe, o kadar tetiktedir ki sürekli hazır ol'da ve güvensiz konumda bulunmaktadırlar. Ve tam da hastalanmak, bu öznelerin artık güvenli ruhsal konuma geçebildiğini gösterir. Zira kaygı durumunda beden tüm rezerv libidoyu tüketerek hastalanmamaya çalışır. Gündelik Yaşamın Psikopatolojisinden en basit örnek, sınav haftalarında hastalanmayanların sınavlar bittikten sonra hastalanması gibi. whatsapp.com/channel/0029VbB...
Çocukların depresif annelerinin, yani yaşayan ama belli olaydan sonra veya yapısı gereği bir dönem veya bir ömür ruhsal olarak, André Green tarafından tanımlandığı üzere, Ölü olan Anne'lerinin terapisti olması ve annelerini ruhsal olarak canladırmaya çalışmaları Dolto'nun da sıklıkla üzerinde durduğu klinik fenomen. Bu, kulağa ilk başta romantik gelse de çocuk için psişik sonuçlar olan bir durum. Özellikle annenin veya bakım verenin farklı sebeplerle, özellikle yasta olması veya kendi ilişkisinde sorunlar sebebiyle çocuğa sadece fiziksel bakım vermesi ama ruhsal olarak orada bulunmaması ve ruhsal olarak temel ihtiyaç olan kapsanmayı (containning, Bion) ve tutulmayı (holding, Winnicott) sunmaması, daha doğrusu sunamaması çocuk açısından Ölü Anne durumu yaratır. Bu durum da, Winnicott'un anne çocuğu kapsar ve anneyi anne çocuk ilişkisinde üçüncü kapsamalı dediği şeye denk düşer [Bu üçüncünün, Avrupa modeli; çekirdek burjuvazi ailede (günümüzde artık bir hayrı olmayan ve kendisi bakım bekleyen) baba olması ya da (maalesef bizde destek yerine daha da travmatik durumlar yaratan]; bu üçüncünün geleneksel geniş ailede komşu ve akrabaların olması. Dahası çocuğun annenin terapisti olmak zorunda kaldığı durumlar annenin kendini toparlamasına yetmediğinde, ki genelde yetmez (örneğin, Freud'un durumunda Freud, kardeşinin ölümünü annesi için telafi edebilmişti, Freud bir ikame çocuktu), çocuğun ruhsallığı çatırdamaya başlar. Ve bu çocukta DEHB ve kaygı bozuklukları, ve bunun ürünü bağlanma patolojileri ve burada politik doğruculuk sebebiyle ifade etmeyeceğim ruhsal örgütlenmeler yaratır. Bir diğer patolojik durum ise, genelde sapkınlaşmış histerik ve şizofreni grubu ebeveynlerde gördüğümüz çocuğu zorla kendisinin pansumanı veya ruhsallığına baston veya protez olarak kullanarak
Demediler mi gönlüm, "Her insan dağ değildir, yaslanma" diye...?
1000Kitap