Azra

Azra
@marsel_sisu
Sen yoksun ve yokluğun, varlığından daha çok yer kaplıyor.
27 Ocak 2006
18 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
@marsel_sisu·
·
sabitlendi
Bir Çatlağın Hikayesi
Kendi benliğimi bulabildiğim her yazı, beni zihnimin anı kütüphanesine götürüp ufak bir geziye çıkarıyor. Geçmişim, ne kadar beni var eden bir yapı taşı olsa da geleceğimi şekillendirmek şimdimin işi sonuçta. Küçüklüğümü asla küçümsemiyorum çünkü bir tohumun size yeni bir dünyanın görüntüsünü kuş bakış açısıyla gösterebileceğini biliyorum. Olgunlaşmış bir ağaç ise size yönünüzü bulmada yardımcı olabilir ama her yosunun doğru yolu göstereceğini söylemiyorum. Yaş dediğiniz olgu da buna benziyor. Bir çocuğun zihnini hafife almak, onun büyüdüğünde oluşturacağı zihni de ciddiye almamakla aynı şey olduğunu düşünüyorum. Farklı kafalardan çıkan farklı seslere tamamen kapalı olmak demek bana göre kendini ifade edememek demektir. Kendini keşfetmek gibi bir yolculuğa çıkmayı istememek ise başkalarını anlamayı beklememekle eş değerdir. Başka görüşlere açık olmak da her zaman her düşünceyi haklı çıkardığı anlamına geldiğini dile getirmiyorum çünkü doğru dediğimiz kavram neye göre kime göre belirleniyor sonuçta? Genel geçer toplumsal kurallardan bahsetmiyorum. Basit bir örnek vermek gerekirse en sevdiğiniz renk size çok hoş gelirken bir başkasının en sevmediği renk olabilir. Öznel yargılarla yargılanan durumlarda diğer yargıları zihnimizin mantık terazisinde tartmalı ve bize uygun olan yeni bir düşünce ortaya çıkarmalıyız diyorum. Herkesin kendi hikayesinin olduğunu ve yazarının kendi olduğunu unutmamalı bireyler. Bana göre insan dediğimiz varlık kendi çapında kalmakla yetinmemeli. Potansiyelini ortaya çıkarmak için çabalamalı. Olduğu yer bir bataklık da olsa kendini oradan çekip çıkarmalı ya da altın tepside sunulmuş şartları olsa bile kendini köreltmemelidir. Kendi benliğine kör olan her insan, çevresine karşı da kördür. Sizi gerçekleştiren somut hayatın içerisinde bulunan
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kıyamadığının
Elleri sigara kokardı kadının Avuçlarını öperdi adam yine de kıyamadığının Silerdi göğsüne yaslayıp onun için olan gözyaşlarının Titrediğini görünce buseler kondururdu dudağının
Şiir
Bazı Sabahlar
Bazı sabahlar uyandığımda sanki gece boyunca biri içimdeki bütün renkleri çalmış gibi hissediyorum. Perdelerin arasından sızan ışık bile odama değil de başka birinin hayatına düşüyormuş gibi. İnsanlar buna yorgunluk diyor. Keşke sadece yorgunluk olsaydı. Aynaya baktığımda yüzümü görüyorum ama kendimi göremiyorum. Gözlerimin arkasında yaşayan biri vardı bir zamanlar; hayalleri olan, bir şeyleri bekleyen, sevinebilen biri. Şimdi onun yaşadığı yere ben bakıyorum sadece. Bir evin harabelerini gezen son ziyaretçi gibi. En kötüsü acı değil. Acıya alışılıyor. İnsan her şeye alışıyor. En kötüsü hiçbir şey hissedemediğin zamanlar. Bir çiçeğin açmasıyla bir yıldızın ölmesi aynı anlamı taşıyor o günlerde. Dünya dönüyor, insanlar gülüyor, mevsimler değişiyor ama sen bir fotoğrafın içine çivilenmiş gibi kalıyorsun. Sonra bir gün, sebepsizce gökyüzü büyüyor. Kalbim kaburgalarıma sığmamaya başlıyor. Aylardır susan zihnim bir anda binlerce sesle doluyor. Her şey mümkün geliyor. Yıllardır kuramadığım hayalleri birkaç saatte kuruyorum. Yürümüyorum, sanki yer beni taşıyor. İnsanların yıllara yaydığı umutları birkaç dakikada tüketiyorum. Ama yükseldikçe korkuyorum. Çünkü biliyorum. Biliyorum ki her yükselişin altında beni bekleyen bir çukur var. Bir gün kendimi dünyanın merkezinde hissederken ertesi gün yatağımdan kalkmak için savaş veriyorum. Bir gün bütün evren damarlarımda akıyormuş gibi gelirken ertesi gün bir bardak su almaya bile gücüm kalmıyor. Kimse anlamıyor. Çünkü insanlar seni hep tek bir hâlinle tanımak istiyor. Ya mutlu olacaksın ya üzgün. Ya güçlü olacaksın ya kırık. Oysa ben her gün başka bir enkazın içinden çıkıyorum. Bazen düşünüyorum; belki de asıl yorgunluğum yaşamak değil, sürekli kendimle karşılaşmak. İnsan kendinden kaçamıyor. Ben yıllardır bunu deniyorum.
İnsan ve Hayat
Depresif hissediyorsan geçmişi, kaygılıysan geleceği, huzurluysan bugünü yaşıyorsun demektir. - Lao Tzu
Psikoloji
Sabah Kahvesi
Sevdiceği için göze aldı her şeyi Görmezden geldi mesafeleri Bütün dünyayı önüne serdi Yine de o terk edildi
Şiir